• Dönüşü Olmayan Eşik
    • Dönüşü Olmayan Eşik
      Reema Hamza’nın “Dönüşü Olmayan Nokta” şiiri, bireyin geçmişle hesaplaşmasından özgürlüğe yürüyüşüne uzanan sarsıcı bir iç yolculuğu anlatıyor. İmkânsızlık eşiğinden yıldız hasadına uzanan dizeler, aşk, isyan ve yeniden doğuş temalarını çarpıcı imgelerle buluşturuyor.
      23.02.2026 - 13:28 | Son Güncelleme:23.02.2026 - 13:28
      Reema Hamza

      Dönüşü Olmayan Eşik
      YAZAN :Reema Hamza

      İmkânsızlığın pervazında,
      geçmişin kapılarını sürgülersin
      ve anahtarlarını denizin uçsuzluğuna savurursun.
      Kendi kırmızı hattını çiğnersin;
      kesinliğin, sorunun dudağını kemirir—
      özgürlüğü de.
      Al bir şal
      seni aşkın koynunda ölmeye çağırır.
      Serabın yularına yapışır,
      hayretin atına sıçrarsın.
      Burada güneş zorunlu ikamete tâbidir,
      şiirin ayazda sönmeyecektir.
      Kederli flamenko,
      sambanın ateşiyle salınır,
      adımlarını düşünmeden—
      varış kadehinden içmişçesine.
      Zamanının tuz kesmiş özünü
      kadim yarana sürersin,
      kupanın uçurumunu terk eder,
      porselenin narinliğine sarılırsın.
      Bugün aç sepetini
      ekmeğin cılız kırıntılarından arındırır,
      yıldızları devşirirsin… Zindanın Hürriyet Meydanı’na döner;
      ihtimali göğe asar,
      hüznü bakışların divanında yargılarsın.
      Son fermanını okursun
      güneş çimenleri çözerken.
      Bugün ağaçları yeniden kurarsın,
      baltayı kapar,
      oduncuyu yurt kefaletiyle
      gözaltına alırsın.
      Yeryüzü iki yorgun kolunu sana uzatır
      öfkeyle buruşmuş alnını dindirmek için;
      bitimsiz kışlarının belleğini diken yeryüzü,
      ve baharın ona vaat ettiği
      görkemli şenliklere hazırlanır.

      The Point of No Return
      Text by: Reema Hamza


      On the sill of impossibility,
      you lock the past's gates
      and fling their keys into the sea's vastness.
      You breach your red line;
      your certainty gnaws the question's lip,
      and freedom.
      a crimson shawl
      spurs you to die in love's embrace.
      You clutch the mirage's bridle,
      and mount the steed of wonder.
      Here, the sun endures compulsory residence,
      your poem shall not perish from frost .
      The mournful flamenco
      sways to samba's fever,
      unthinking of its feet's sway—
      having quaffed the toast of arrival.
      You lay your time's briny quintessence
      upon your ancient wound,
      forsake the cup's abyss,
      and embrace porcelain's frailty.
      Today you void your famished basket
      of bread's meager crumbs,
      and harvest the stars…Your dungeon becomes Liberation Square;
      you suspend possibility aloft,
      arraign sorrow in the tribunal of eyes.
      You recite your final decree
      as the sun deciphers the grass.
      Today you rearchitect the trees,
      seize the axe,
      and hold the woodcutter in custody
      on bond of homeland.
      The earth extends its two fatigued arms to you
      to soothe your wrathful brow,
      the earth that stitches memory of its endless winters,
      and readies for the splendid carnivals
      spring has pledged to it.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.