• Seni Uzaklıklarda Sevdim
    • Seni Uzaklıklarda Sevdim
      Suriye’den Esen Aşk Rüzgârı: Reema Hamza’nın "Beşinci Mevsim"i Suriyeli şair Reema Hamza, mesafeleri aşan ve ruhun en derin katmanlarına dokunan "Seni Uzaklıklarda Sevdim" şiiriyle okuyucuyu yakıcı bir aşkın ve ruhsal bir uyanışın içine davet ediyor.
      12.02.2026 - 13:31 | Son Güncelleme:12.02.2026 - 13:31
      Reema Hamza

      Seni ikimizi de yakıp kavuran o mesafede sevdim.

      Ne yaptın bana?

      Hayatına sıradan bir yolcu gibi giren ben,

      Oradan, senin ateşinle şekillenmiş bir kadın olarak ayrıldım.

      Yürüdüm,

      Kalbimi çıplak bir avuçta taşınan kor bir kömür gibi taşıyarak;

      Ve seni gördüğümde…

      O kalp döküldü avuçlarımdan, hiç umursamadım.

      Her şey beni sana doğru çekti:

      Rüzgâr, parmaklarımın titreyişi,

      Zamanın boğuculuğu,

      Hatta yeryüzünün kendisi bile.

      Yemin ederim ki dünya, attığım her adımda sana doğru eğildi.

      Gözlerim gözlerinle buluştuğunda,

      Nefes almayı unuttum.

      Göğsüme dokunup orada seni bulmaktan korktum,

      Ama onun yerine şunu hatırladım:

      Sadece senden, senin ateşinden ve sıcaklığından

      Yeniden doğmayı ne kadar derinden özlediğimi.

      Varlığın, her şeyi silecek kadar gürültülüydü.

      Bakışların tek başına,

      Tüm kesinliklerimi sarstı,

      Beni kendimden dışarı düşene dek sarstı;

      Hasret üzerine hasret ekleyerek senin bir parçan oldum.

      Bu bir buluşma değildi;

      Bu bir vahiydi.

      Anladım ki senden önce eksikmişim,

      Ve sen, sende eksik olanı… bende geri almaya gelmişsin.

      Sen…

      Seni hiçbir bahane, hiçbir özel sebep olmadan özlüyorum.

      Bir göz kapağının göz kırpışını,

      Bir elin sıcaklığı,

      Bir ismin, kendisini şefkatle söyleyen o sesi özlediği gibi özlüyorum seni.

      Seni, yokluğun bulutlarına çizildiğin için değil,

      İçimde, canımı yakacak kadar yakın olduğun için özlüyorum…

      Dokunma bana.

      Ben manevralar yapamayan bir kadınım;

      Sevdiğimde hiçbir şeyi saklamam.

      Olduğu gibi kabul et:

      Karşımda dursan bile sana hasretim.

      Bütünlüğümü yeniden düzenlemen için sana muhtacım.

      Cilalı sözlerim yok benim,

      Aşk kitaplarından ödünç alınmış mecazlarım yok.

      Tüm sahip olduğum,

      Sana bir kez seslenen…

      Ve binlerce kez seslenmeye devam eden bu kalptir.

      Mesafe, senin o imkânsız "yakında" vaadinin kıvrımında nefesini tuttu,

      Ve sen beni, kimsenin ulaşamadığı,

      Kimsenin terk edemediği o en derin yerden yakaladın.

      Şiiri yaşadığında, kelimelerle düşünmeyi bırakırsın.

      Şu an sana yazmıyorum,

      Sen söylenebilecek her şeyden daha fazlasısın.

      Seninleyken, kelimeler ışık ipliklerine dönüşüyor.

      Bu yüzden dokunma bana

      Ellerinin başka şeylere dokunduğu gibi;

      Bırak onun yerine,

      Üzerine döküleyim

      Beşinci bir mevsim gibi.

      Text by: Reema Hamza
      Syria

      I love you in the distance that scorches us both.
      What have you done to me?
      I, who entered your life as a mere passerby,
      left it as a woman shaped by nothing
      but her own blazing for you.
      I walked,
      carrying my heart as one carries a coal
      in a bare hand;
      and when I saw you…
      The heart spilled, and I did not care.
      Everything drew me toward you:
      the wind, the trembling of my fingers,
      the suffocation of time,
      even the earth itself.
      I swear, the earth leaned toward you
      with every step I took.
      When my eyes met yours,
      I forgot how to breathe.
      I feared touching my chest
      and finding you there,
      but I remembered instead
      how deeply I long to be born
      from you alone,
      from your fire and warmth.
      Your presence was loud enough
      to erase all else.
      Your gaze alone
      shook my certainties,
      shook me until I fell out of myself,
      yearning upon yearning,
      becoming part of you.
      It was not a meeting;
      it was a revelation.
      I realized then
      that I had been incomplete without you,
      and that you came
      to reclaim what was missing from you… in me.
      You…
      I miss you without excuse,
      without occasion.
      I miss you as an eyelid misses its blink,
      a hand misses warmth,
      a name misses the one who speaks it tenderly.
      I miss you
      not because you are drawn in the clouds of absence,
      but because you are in me,
      so close it hurts…
      Do not touch me.
      I am a woman who cannot maneuver;
      when I love, I hide nothing.
      Take it as it is:
      I long for you
      even when you stand right before me.
      I need you
      to rearrange my fullness.
      I have no polished speech,
      no metaphors borrowed from books of love.
      All I have
      is this heart
      that called for you once…
      And keeps calling a thousand times.
      Distance held its breath
      in the impossible curve of your “soon,”
      and you held me from within
      where no one reaches,
      and no one leaves.
      When you live poetry,
      you stop thinking in words.
      I am not writing to you now,
      you are more than anything that can be said.
      When I am with you,
      words become threads of light.
      So do not touch me
      as your hands touch other things;
      let me instead
      fall upon you
      like a fifth season.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

      Yorumlar

      • Ali yurtseven

        Tebrik ederim