
Yazan:Abdül Latif Mübarek
Edebiyat Magazin Gazetesi / Gönül İftarı
Hayatın hiç durmayan çarkları arasında yorulan insan ruhu için Ramazan ayı, her yıl gelen mübarek bir "dinlenme istasyonu" hükmünde. Yazarımız Abdül Latif Mübarek, bu kutsal ayın sadece bedeni bir açlık değil; psikolojik, sosyal ve kültürel katmanları olan devasa bir rehabilitasyon sistemi olduğunu kaleme aldı.
Modern hayatın getirdiği hız ve kaygı sarmalına karşı Ramazan, insana "zorunlu bir sükunet" vaat ediyor. Mübarek’e göre oruç, sadece mideden kesilmek değil, bir özdisiplin ve nefis terbiyesi antrenmanı. İftar ve sahur vakitleri, günümüzün popüler kavramı olan "mindfulness" (farkındalık) için eşsiz bir zemin hazırlarken; sabırla harmanlanan bu süreç, bireyin psikolojik dayanıklılığını artırarak negatif enerjiden arınmasını sağlıyor.
Ramazan’ın yalnızlığa karşı en güçlü kalkan olduğunu belirten yazarımız, bu ayın aile bağlarını ve toplumsal dokuyu nasıl onardığına dikkat çekiyor. "Aynı sofrada toplanma" ritüelinin aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ifade eden Mübarek; açlık hissinin uyandırdığı empatiyle kurulan iftar sofralarının, sosyal sınıflar arasındaki mesafeyi kapatarak toplumu bir "iyilik havuzu"na dönüştürdüğünü vurguluyor.
Ramazan aynı zamanda coğrafi sınırları aşan, kimliğimizi tazeleyen kültürel bir miras. Mahyalardan geleneksel mutfak kültürüne, ilmi seminerlerden zihinsel beslenmeye kadar geniş bir yelpazede Ramazan; bize küreselleşmenin unutturduğu değerleri hatırlatıyor. Abdül Latif Mübarek’in ifadesiyle bu ay, insana istediği takdirde yaşam tarzını ve alışkanlıklarını değiştirebileceğini kanıtlayan yıllık bir hatırlatmadır.

Yorum Yazın