
Doğanın Kemanları
Zamanın eskittiği bir sayfadaki mürekkep fosilleri gibi,
Bir kenara bıraktım onları, sayıca çok olmalarına rağmen—
O berrak anlamlı şiirleri:
Anlamın içinde fosilleşmiş,
Yapısı ise alabildiğine ince.
Rüzgârın duvardaki bir çatlaktan
Sızıp geçtiği o tarafta,
Başımı koyup dinleniyorum oracıkta;
Doğa beni okusun diye, derin düşünceler içinde,
Hayal güçlerinin uçuşlarına dolanmış,
İlhamın çağrılarıyla dopdolu,
Şiir başka bir seste yankılanana dek,
Kemanlarının içine iyice yerleşmiş bir nabız gibi.
Düşmeye hazır yağmurun altında,
Bir şair teslim eder parmaklarını, geçici bir nefesliğine,
Damlaların o ritmine;
Bulutlar eğirirken metaforun ipliğini,
Ve şimşek imzasını atarken
Yeşile çalan bir sayfaya.
Eşsiz ve nadide o ses süzülür
Uçsuz bucaksız evrende,
Mürekkebinin son izlerini de silerek,
Arşivlenmiş kelimelerin yükünden arınır insan—
Ve dönüşür o büyüleyici dizelerin okuruna,
Evrenin ağzından dökülen.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi | Yemen

Yorum Yazın