Yorumlar
Ali yurtseven
Tebrik ederim

Hayat bazen tek bir cümlenin ağırlığını kaldıramayacak kadar kırılgan. İnsan, yıllarca biriktirdiği düzeni, emeği, ilişkileri… bir anda, hem de kendi eliyle yıkabilir. Üstelik çoğu zaman farkında bile olmadan.
Geçtiğimiz günlerde kulağıma çarpan bir hikâye, bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Uzak bir ülkede yaşandığı söyleniyor ama aslında hepimizin hayatına dokunan bir tarafı var.
Devletin önemli bir kurumunda genel müdür olarak çalışan bir adam… Yılbaşı yemeği… Eğlence, içki, müzik… Ve bir şaka.
Yardımcısı, müdürün loto biletinin numaralarını alıp gecenin sunucusuna “Bu bilete büyük ikramiye çıktı” demesini rica ediyor. Masum bir yılbaşı şakası işte. Ne olabilir ki?
Olan şu: Müdür, duyduğu anda hayatının tüm düğmelerini çözüyor. Yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyi, kırgınlığı, gizli hayatını, kaçak ilişkisini… hepsini bir anda ortaya döküyor. Karısına, çocuklarına, iş arkadaşlarına, tüm davetlilere karşı.
“Ben artık gidiyorum” diyor. “Sekreterimle birlikte, çünkü 15 milyon dolar kazandım.”
O an herkes donuyor. Ama asıl donma ertesi sabah yaşanıyor: Bilet sahte çıkıyor. İkramiye yok. Para yok. Geri dönüş yok.
Adam eve gidiyor, kapı yüzüne kapanıyor. İşe gidiyor, içeri alınmıyor. Sekreterle ilişkisi de, ailesi de, kariyeri de bir gecede bitiyor.
Bir şaka, bir anlık cesaret, bir ömürlük pişmanlık.
Bu hikâyenin gerçek olup olmaması çok da önemli değil. Önemli olan şu:
İnsan, en çok kendine kurduğu tuzaklara düşüyor.
Bazen içimizde sakladığımız kırgınlıklar, söyleyemediğimiz cümleler, ertelenmiş kararlar… ilk fırsatta patlamaya hazır bir bomba gibi bekliyor. Ve o fırsat geldiğinde, çoğu zaman en yanlış anda geliyor.
Belki de bu yüzden, hayatın en büyük sınavı “kendini tutabilmek”. Bir anlık öfkenin, sarhoşluğun, cesaret sanılan bir taşkınlığın bizi nerelere sürükleyebileceğini kestirebilmek.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey bir piyango değildir; ağzından çıkan bir cümledir.

Yorum Yazın