Ana Sayfa
  • MENU
  • KÜLTÜR- SANAT
  • Edebiyatın İz Bırakanları
  • GÜNDEM
  • MAGAZİN
  • ŞİİR
  • ÖYKÜLER
  • RÖPORTAJ
  • YAZARLAR
  • Yazarlar
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Firma Rehberi
  • Seri İlanlar
EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
KÜLTÜR- SANAT
Edebiyatın İz Bırakanları
GÜNDEM
MAGAZİN
ŞİİR
ÖYKÜLER
RÖPORTAJ
YAZARLAR
    • Şairin Sevgilisi
      • Makaleler
      • Şairin Sevgilisi
      Şairin Sevgilisi
      09 Ekim 2025 09:35
      Son Güncelleme:09 Ekim 2025 09:35
      Aşk Yazarı Mustafa Çifci
      Paylaş |

         Bir yandan kendi aşk dünyamı düşünürken yıllar önce dinlediğim bir anekdot geldi aklıma:
                      “Adamın biri bir kadına âşık olur.
                      O kadar çok sever ki şiirler yazar sevdiğine…
                      Kısa bir süre aşk yaşarlar…
                      Bir süre sonra kadın adamın aşkına karşılık vermez ve başkasıyla evlenir.
                      Kocasıyla başka kente taşınır.
                      Şair kendini geliştirir, sürekli çalışır. 
                      O kadar çok çalışır ki, günün birinde ünlü̈ bir şair olur.
                      Ülkenin her yerinde şiir dinletileri yapmaya başlar.
                      Bir gün de eski sevdiği kadının yaşadığı kente düşer yolu.
                      Orada şiir dinletisi yapar.
                      Bunu duyan kadın da kocasını alıp dinletiye gider.
                      Şairi dinleyenler arasında eski sevdiği kadın ve kocası da vardır.
                      *
                      Kadın çıkışta şairi bekler ve karşılaştıklarında:
                      “Beni tanıdın mı?” der.
                      “Hayır, tanıyamadım” diye cevaplar şair.
                      Kadın unutulmuş̧ olmanın şaşkın ve kızgınlığıyla:
                      “Nasıl tanımazsın? Yıllar önce deliler gibi âşık olduğun, sana bu şiirleri yazdıran kadınım ben. Beni unutamazsın sen. Seni şair yapan o güzel kadın benim” der.
                      Şair, şöyle bir bakar kadına, yılların öcünü alırcasına şöyle der;
                      “Keramet sende olsaydı, o kolundaki de şair olurdu.”
      **
                      Şiirlerini, kitaplarını çantasına doldurur…
                      Yürüyüp gider şair…
                      Ardında o büyük sevdasının gözyaşını bırakıp, ağır adımlarla yürür karanlık sokaklara doğru, alaca karanlığın içine doğru, gözden kaybolur şair…
                      Yüreğinde derin bir yalnızlığın acısını yaşayarak…
                      Kitaplarında dile gelen sevdasına tek başına sahip çıkarak yürüyüp gider, kaybolur gözden…
                      Kadın olduğu yerde hareketsiz kalakalır.
                      Şairin bir zamanlar saçlarını okşadığını, ay ışığında kendisine yazdığı şiirleri okuduğu aklına gelince gözlerinden usulca akar gözyaşları…
                      Şairden sonra ne şiir okuyanı olmuştur ne de kendisini çiçeklere benzeten birileri. Tatlı, heyecanlı bir yaşamın içinden sıradan, gelişi güzel bir hayatın içine nasıl düştüğünün cevabını kendisine veremez. Uzun süre bakakalır, o karanlık sokak içinde kaybolan şairin gölgesine…
                      O kadar çok üzülür ki, sanki kalbi yerinden çıkıp ayaklarının altına, tozlu yollara düşmüş gibi hisseder. Gözyaşı değil, gözlerinden kandır akan…
                      Sanki uykudan uyanmış, rüyasında korkunç bir rüya görmüş gibi, ağlamaya, bir yandan saçlarını yolmaya başlar.
                      Bağırır, çağırır, dövünür, ayakta kalamaz düşer yerlere. Sanki canını kaybetmiş, sanki hayatındaki en değerli olanı yitirmiş gibi feryat eder.
                      Kocası yanına gelip, saçlarını toplamaya başladığında kadın var olan gücüyle bağırır; “Sakın dokunma saçlarıma. Ellerinde tutmasın ellerimi. Yüzüme değmesin parmakların, tutma sakın. Sen bilmezsin, bu saçlarıma giden o şair ne güzel şiirler yazmış, taramış, örgü yapmıştı. Elleriyle yüzüme dokunurken sanki kırılıp dökülecek bir şeyi tutuyormuş gibi narince dokunurdu. Bana şiirim, derdi. Bana öyküm, derdi. Ben ne yaptım? Ben şiiri olamadım. Ben bir şairin öyküsü olamadım. Beni hatırlamıyor bile. Kıymet bilemedim. Aman Tanrım, ben böyle nasıl yaptım?”
                      Sonra koşar adım gider şairin kaybolduğu o karanlık sokağa doğru.
                      Arkasından koşan kocasına dönüp; “Sakın gelme, ben şiirimi arıyorum. Sen, bırak şiir yazmayı şiir nedir bilmezsin” Diye olan gücüyle bağırır.
                      Karanlığın içinde, karanlık sokakta kaybolup gider kadın…
                      Geride toprağa düşen birkaç damla gözyaşından başka hiçbir şeyi kalmaz...
                      Bir aşkın insanların hayatlarını nasıl değiştirdiğini hem şair yaşar hem sevgilisi hem de sevgilisinin kocası…
                      Görenlerde şahit olur bu aşkın gücüne…
                      Ve aşk bazen birkaç damla gözyaşında saklı kalır…
                      Sadece bunu hissedenler, yaşayanlar bilebilir.
                      Bu bazen tek taraflı yaşanan bir aşk olsa bile, her aşkın izleri ömür boyu sürer…
      **
                      O şairin yaşadığı benim başıma gelse ben ne yapardım bilmiyorum.
                      Yalnız geldiğini görmüş olsaydım nasıl davranırdım, bilmiyorum. Herkes dağılıp gittiğinde sıraların ortasında tek onun kaldığını görseydim. Sevinçten ne yapardım, sabaha kadar ona yazdığım şiirleri mi okurdum, saçlarını mı öperdim. Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum ne yapardım. Öylesi büyük sevinçler hiç yaşamadım ki nereden bileyim! Mucize buluşmalara hiç tanık olmadı bu yüreğim. Ve yaşamadığım hiçbir şeyi yazamıyorum ben. Hissetmediğim hiçbir duyguyu anlatamıyorum. Sahte sevinçler gösteremediğim gibi, yalancı sevgi duygularını da dile getiremiyorum. Nasılsam öyle oluyorum. Benim gönlüme hüzünler mi yakışıyor, bunu da çözemiyorum. Kendi kalbimden başka hiçbir şey bilmiyorum. Başka sevdalara da özenmiyorum.
                      O şair gibi aynı sahneyi yaşamış olsam, yanında sevgilisiyle gelmiş olsa bile öyle bir şey söylemezdim. İncitilmesine kıyamazdım. Üzülmesine dayanmazdım. Belki ellerine bakardım, parmaklarıyla nasıl tutuyor o eli diye. Her şeyi olduğu gibi kabul edip, tüm kalbimle ona mutluluk dilerdim. Sessizce kaybolurdum yanlarından…
                      Ve sonra ayrılıp giderken yüreğim dolardı elbette…
                      Yanıma yalnız gelmediğini görünce kendi sevdama üzülürdüm.
                      Muhtemel ağlardım, hem de çok ağlardım.
                      Kendi yalnızlığıma ağlardım.
                      Yalnız bırakılan sevdama ağlardım.
                      Ve bu bir denizin kenarı ya da bir ağacın altı olurdu…
                      Ve saatlerce orada kalırdım, gerekirse sabaha kadar beklerdim yakamozun denize yansımasını, yıldızların aydınlığını.
                      Belki de bakarsın, “Hayallerinde gerçek olacağı bir dünya vardır”, diye avuturdum gönlümü…
                      Hayali yansırdı gözlerime…
                      Ve usulca seslenirdim:
                      “Seni Seviyorum, Seni Seviyorum”, derdim

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yazarın Diğer Yazıları

      • YAZARIN ACISI KİMİN UMURUNDA!

        16 Nisan 2026
      • ÖZEL DİYE BİR ŞEY YOKTUR

        25 Mart 2026
      • "En Büyük İbadet Doğru İnsan Olabilmektir"

        22 Mart 2026
      • OKUMAK BİR İŞE YARAMAZ DEDİ!

        19 Mart 2026
      • MUTLU EVLİLİĞİN YOLU

        16 Mart 2026
      • EV TOPRAĞIN ÜZERİNE DEĞİL, BİR KADIN ÜZERİNE KURULUR

        12 Mart 2026
      • TÜRK KADINI VE ATATÜRK

        06 Mart 2026
      • AİLE DEDİĞİMİZDE AKLA GELEN

        03 Mart 2026
      • EN BÜYÜK GÖĞÜSLÜ OLANI EŞ OLARAK SEÇTİ!

        26 Şubat 2026
      • İLK YATIRIM NEREYE YAPILMALI?

        23 Şubat 2026
      • AŞKIN YOLU MİDEDEN GEÇMEZ BU YALANDIR!

        18 Şubat 2026
      • EVLİLİK OKULLARI AÇILMALIDIR!

        16 Şubat 2026
      • 14 ŞUBAT RESMİ TATİL OLMALI!

        12 Şubat 2026
      • GİTME BU GECE

        26 Ocak 2026
      • ŞEYTANA UYDU BENİ ALDATTI!

        23 Ocak 2026
      • BU KIŞ ÇOK SERT GEÇECEK BU ÖNLEMİ MUTLAKA ALINIZ!

        19 Ocak 2026
      • İYİ VE KÖTÜ İNSANIN FARKI NEDİR?

        12 Ocak 2026
      • YILBAŞINDA ŞANS GETİREN KIRMIZI İÇ ÇAMAŞIRININ ÖYKÜSÜ

        31 Aralık 2025
      • YENİ YIL DİLEĞİ

        27 Aralık 2025
      • KAÇ DAMLA GÖZYAŞI SAKLI GÖZLERİNİZDE?

        23 Aralık 2025
      • Bir Anlık Cesaret mi, Bir Ömürlük Pişmanlık mı?

        18 Aralık 2025
      • EVLENME TEKLİFİNİZİ KABUL EDİYORUM!

        12 Aralık 2025
      • DÜNYA’YA, DÜNYA DİYE ADINI KİM VERDİ?

        26 Kasım 2025
      • ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ İÇİN SÖYLENEN SÖZLER- II

        19 Kasım 2025
      • ATATÜRK'ÜN YURT DIŞINDAKİ HEYKELLERİ

        17 Kasım 2025
      • DÜNYA’DA TEK UYGULAMA OLAN ATATÜRK YILI- (1881 -1981)

        12 Kasım 2025
      • SEZAR, İSKENDER, NAPOLYON AYAĞA KALKINIZ, BÜYÜĞÜNÜZ GELİYOR!’

        10 Kasım 2025
      • TÜM DÜNYANIN HEDİYE FİDAN GÖNDERDİĞİ YER ANITKABİR

        07 Kasım 2025
      • TOMRİS HATUN DÜNYA’ NIN İLK TÜRK KADIN HÜKÜMDARI

        04 Kasım 2025
      • ATATÜRK ÇİÇEĞİ

        30 Ekim 2025
      • ATATÜRK DEVLET YÖNETİMİNİ NASIL DEĞİŞTİRDİ?

        28 Ekim 2025
      • TÜRK KADINI

        23 Ekim 2025
      • Şairin Sevgilisi

        09 Ekim 2025
      • Sessizliğin İçinden Okumak

        06 Ekim 2025
      • BİZİ ELEŞTİREN KİMLERDİR?

        01 Ekim 2025
      • SEN BENİ ÖPMÜYORSUN!

        26 Eylül 2025
      • DÜNYANIN İLK AŞK ŞİİRİ

        16 Eylül 2025
      • ZAYIF KARNE

        11 Eylül 2025
      • Eğitimde Notun Hikâyesi: Bir Öğrenciye İlk Kez Kim Not Verdi?

        09 Eylül 2025
      • Bir Çocuğun Kalbine Dokunmak: Öğretmenliğin Sessiz Gücü

        05 Eylül 2025
      • EKMEĞİN ÜZERİNDEKİ ÇİZGİLERİN ANLAMI NEDİR?

        29 Ağustos 2025
      • ÇOCUĞUMLA ARKADAŞ GİBİYİZ YALANI

        25 Ağustos 2025
      • EŞLER BİRBİRİNİ NASIL BESLEMELİ?

        11 Ağustos 2025
      • DOKTOR DÖVÜYORUZ!

        09 Ağustos 2025
      • KÜREKÇİYİ İŞTEN ATTILAR!

        07 Ağustos 2025
      • YASAK AŞK

        29 Temmuz 2025
      • HER ŞEY HIZLA YOK OLUYOR

        28 Temmuz 2025
      • ŞAİRİN SESİ

        22 Temmuz 2025
      • İNSAN AKLI EŞİT Mİ DAĞITILDI?

        17 Temmuz 2025
    • Haberler
      • Yemenli Şair Al-Sumaidi’den Ruhun Derinliklerine Yolculuk: "Nefes Kesen Parıltın"
        Yemenli Şair Al-Sumaidi’den Ruhun Derinliklerine Yolculuk: "Nefes Kesen Parıltın"
      • Roma’da Mısır Rüzgarı: Şair Abdellatif Mubarak’a Birincilik Ödülü
        Roma’da Mısır Rüzgarı: Şair Abdellatif Mubarak’a Birincilik Ödülü
      • Mezardaki Huzur: Bəxtiyar Hidayət’ten İronik Bir Başyapıt
        Mezardaki Huzur: Bəxtiyar Hidayət’ten İronik Bir Başyapıt
      • Mısırlı Şair Abdel Latif Moubarak'tan Küresel Çıkış: "PROBABILITY" Yayında!
        Mısırlı Şair Abdel Latif Moubarak'tan Küresel Çıkış: "PROBABILITY" Yayında!
      • Tarihçi Yazar Yaşar Kaba’dan İnsanlık Hafızasına Işık Tutan Yeni Eserler
        Tarihçi Yazar Yaşar Kaba’dan İnsanlık Hafızasına Işık Tutan Yeni Eserler
      • Deprem Bölgesinde Borçlara Dev İndirim: %74 Fırsatı Yasalaştı!
        Deprem Bölgesinde Borçlara Dev İndirim: %74 Fırsatı Yasalaştı!
      • Kalemimle Ayaktayım: Elif Turan’dan Umut ve Direnç Öyküleri
        Kalemimle Ayaktayım: Elif Turan’dan Umut ve Direnç Öyküleri
      • Dr. Merve Doğan "Bekleyiş" İle İzmir Kitap Fuarı’nda
        Dr. Merve Doğan "Bekleyiş" İle İzmir Kitap Fuarı’nda
      • 2000 Yıllık Mağarada Diriliş Muştusu: St. Pierre’de Paskalya Ayini
        2000 Yıllık Mağarada Diriliş Muştusu: St. Pierre’de Paskalya Ayini
      • DÜNYA’NIN İLK AŞK ŞİİRİ
        DÜNYA’NIN İLK AŞK ŞİİRİ
      İstanbul nöbetçi eczaneleri
      Bizi takip edin
      • facebook
      • Twitter
      • İnstagram
      • Youtube
  • EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
    • Künye
    • Kvkk Aydınlatma Metni
    • Çerez Politikası
    • Topluluk Kuralları
    • Yazıların Sorumluluğu
    • İletişim ve Sosyal Medya
    • HAKKIMIZDA
    • MİSYONUMUZ
    • VİZYONUMUZ
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
  • facebook
  • Twitter
  • instagram
  • Linkedin
  • Youtube
© 2017 e-magazin.tv Tüm Hakları Saklıdır.
  • Haber Gönder
  • Firma Ekle
  • İlan Ekle
Haber Yazılım