
Bazı gazeteciler haber yapar, bazıları ise zamanın vicdanına not düşer. Zerrin Erdoğan, ikinci yolun ısrarcı yolcularındandır.
Kalemin susturulmak istendiği dönemlerde yazmayı seçmiş, güven duygusunun aşındığı zamanlarda mesleğin omurgasını ayakta tutmayı görev bilmiş bir isimdir.

İstanbul Kadın Kuaförleri ve Manikürcüleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın kuruluşunun 75. yılı kapsamında düzenlenen “2025 Ustaya Vefa – Mesleğe Saygı Ödül Töreni”, bu anlamda yalnızca bir ödül gecesi değil; basına, emeğe ve meslek ahlakına tutulmuş bir aynaydı. Tarihi Emek Sineması’nda gerçekleşen törende, gazeteci Zerrin Erdoğan’a verilen ödül, salonda bulunanlar tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Çünkü alkışlanan yalnızca bir başarı değil; yıllara yayılan bir duruştu.

Zerrin Erdoğan, Türkiye’de basın özgürlüğünün daraldığı her dönemde, mesleğin güvenilirliğini kişisel bedeller pahasına savunmuş bir gazeteci olarak tanınıyor. Onun gazeteciliği, sansasyonun değil; tanıklığın gazeteciliğidir. Haberin hızla tüketildiği çağda, kelimenin ağırlığını koruma çabasıdır.
Ödülünü İstanbul Kadın Kuaförleri ve Manikürcüleri Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Ali Yatkın’ın elinden alan Erdoğan, törende yapılan konuşmaların satır aralarında asıl mesajı sessizce temsil etti:
Basın, ancak güvenilir olduğu sürece toplumsal hafızaya katkı sunar.

Gecede Berberler ve Kuaförler Konfederasyonu Başkanı Bayram Karakaş, Türkiye’nin 30 ilinden oda başkanları, sanat ve iş dünyasından çok sayıda isim yer aldı. Sanatçı Gülden Karaböcek’in sahne aldığı gece, mesleklerin görünmeyen emeklerine adanmış bir saygı duruşuna dönüştü.

Zerrin Erdoğan’a verilen bu ödül, bir “ustaya vefa”nın ötesinde, genç gazetecilere açık bir çağrıdır:
Kalem, ancak emekle ve ahlakla birleştiğinde gerçek gücüne ulaşır.
Bu nedenle Zerrin Erdoğan ismi, bugün yalnızca bir ödül listesinde değil; Türkiye’de basında güven duygusunu ayakta tutan sembol isimler arasında anılmayı hak ediyor.


Yorum Yazın