
Bir çocuk toprağı kazdı,
Solucanları gün yüzüne çıkardı sessizce.
Bir çengelin ucuna astı yaşamı,
Nehrin serinliğine fırlattı;
Ve bir balık takıldı nasibine.
O an, bir alçak düştü hatırıma;
Sanki topraktan şehit kardeşini söküp çıkaran,
Onun aziz hatırasını bir yeme dönüştüren,
Kapı kapı, makam makam gezip,
Oltasını menfaat uğruna boşluğa savuran...
Lakin biliriz ki;
Bu sofrada alçakların sayısı pek çoktur.
Sanırlar ki o yiğit, kendileri için can verdi;
Vatan için, toprak için düştüğünü unuttular.
Dur hele ey çocuk!
Sorma balığa, sorma nehre...
Şu oltandaki dilsiz şahide soralım:
Söyle ey toprağın tanığı solucan;
Bizim bu kirli oyunlarımızdan,
Şehitler toprakta rahat uyuyabiliyor mu?
Solucanın Bildiği Gerçek
Ergen bir oğlan
Toprağı kazıp birçok solucan çıkardı
Sonra solucanı oltaya takıp
Nehre olta attı
Ve balık tuttu
Ve ben bir alçağı hatırladım
Sanki topraktan şehit kardeşini çıkarıp da
Onu oltaya takıp da
Her devlet dairesine olta atıp da
Yardım, destek dilenen o alçağı
Ama
Böyle alçaklar çoktur
Sanki şehit onun için şehit olmuş
Toprak için şehit olmamış
Dur, ey ergen
Oltadaki solucana sorayım
Toprağın altında
Şehitler rahat yatabiliyor mu

Yorum Yazın