
Zamanımı katlıyorum, ritüelle arınmış,
senin için beklemeye.
Ekim, kendini sığdırıyor
iki mucizevi gözün alacakaranlığına,
kadim bir aşkın ince tortuları gibi.
Kendimden geçiyorum—
çağlar boyunca solmaya eğitilmiş,
yanmanın eşiğinde yavaşça dönen
bir yalnızlık.
Sen soğuk bir tipografik harfsin,
ruhunu tarafsızlığa satan.
Sabah geri çekiliyor
ve adını açığa çıkarıyor.
Güneş dikkatle kesiyor göbek bağını,
ve gölgen kanımın kıyılarından
yola çıkıyor.
Ama senin için hiçbir yelken yükselmez,
ve sessizliğim taşır yalnızca
mirasçısız bir şarkıyı.
Rüzgâr, teatral bir tonda,
niyetin en yıkıcı dağılmasını sahneliyor.
Tüm duyularım sustu—
kökeninde hançerlenmiş.
Burada sayısız zaman taşları var,
iştahından sıyrılmış anılar,
erkekliği tersinden okuyan.
Hatırlıyorum… bana demiştin ki,
“Ben bir tarihim,
hücrelerinde kanını arayan.”
Ben de boğazımı ayarladım
ağaçlarına
ve şehirlerinin kiremitli çatılarında.
Bileziklerimi rehin verdim,
Şehriyar’ın parmaklarını yıkamak için
gümüş kaplar taşıdım,
ama şafak öykünün ortasında asılı kaldı.
Korkma…
Dün kör bir serçedir.
Kayıkların kaygısı artık delip geçmez özlemi,
ne de uzatılmış ilahilerin gecesi
gözlerini arşivler
şehrin iç çekişinde.
O akşam elimi beyaz eldivenlerle sıktığından beri
an kutsallığını yitirdi,
ve beline taktığın bekaret kemeri düştü.
Senin sonbaharın açlıkla kıvrandı.
Bense…
Yağmur beni düğünüme götürecek.
Reema Hamza – Suriye
A Woman’s Journals in the Drift of Shadow
I fold my time, ritually cleansed,
into waiting for you.
October crowds itself
into the dusk of two miraculous eyes,
like the fine residues of an ancient love.
I pass through myself—
eras long trained in withering,
a solitude circling slowly
at the edge of combustion.
You are a cold typographic letter,
one that sold its soul to neutrality.
Morning peels back
to reveal your name.
The sun carefully severs its umbilical cord,
and your shadow sets sail
from the shores of my blood.
Yet no sail rises for you,
and my silence hauls nothing
but a song barren of heirs.
The wind, theatrical in tone,
stages the most ruinous scattering of intent.
All my senses fell still—
stabbed at their very origin.
Here lie countless stones of time,
and memories stripped of appetite,
reading manhood in reverse.
I remember… you told me,
“I am a history
searching your cells for its blood.”
So I tuned my throat
to the trees
and tiled roofs of your cities.
I pawned my bracelets,
carried vessels of silver
to wash Shahryar’s fingers,
but dawn remained suspended
in the middle of the tale.
Do not be afraid…
Yesterday is a blind sparrow.
The anxiety of boats
no longer pierces longing,
nor does the night of extended chants
archive your eyes
in the city’s sigh.
Since you shook my hand
in white gloves that evening,
the moment was profaned,
and the chastity belt
you cinched at the waist fell away.
Your autumn writhed in hunger.
As for me…
The rain will escort me to my wedding.
Reema Hamza .Syria.

Yorum Yazın