• Röportaj – Ayça Özgöztaşı ile Söyleşi
    • Röportaj – Ayça Özgöztaşı ile Söyleşi
      Röportaj – Ayça Özgöztaşı ile Söyleşi
      28.12.2025 - 00:09 | Son Güncelleme:28.12.2025 - 00:09
      Erhan Özdemir

      Edebiyat dünyasında ruhun derinliklerine dokunan, mitoloji ve dinler tarihini edebi bir kurguya dönüştüren isimlerden biri Ayça Özgöztaşı. Gaziantep doğumlu yazar, mühendislik mesleğinden edebiyatın büyülü dünyasına uzanan yolculuğunda “Asırlık Döngü” serisiyle okurlarını varoluşun gizemli kapılarından içeri davet ediyor. İbnü’l Arabi’nin düşüncelerinden Slav mitolojisine, semavi dinlerin kutsal metinlerinden kişisel deneyimlerine uzanan geniş bir ilgi alanıyla kaleme aldığı eserleri, edebiyatımıza hem felsefi hem de ruhsal bir katkı sunuyor. Onun kalemi, yalnızca bir anlatı değil; aynı zamanda okura kendini yeniden hatırlatma çağrısı…

      SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?

      Merhabalar, ben Ayça Özgöztaşı. “Asırlık Döngü” serisi kitabının yazarıyım. Gaziantep doğumluyum. Mimar bir baba ve bankacı bir annenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldim. Çevre mühendisiyim. Evliyim. İki çocuğum bulunmaktadır.

      Belediye ve özel sektörde 17 yıl mühendis olarak çalıştım. Aileden gelen “ocaklık” bilgisiyle büyüyen birisi olarak, dinler tarihi ve mitolojiye olan ilgim çocukluk yıllarımdan bu yana beni sürekli araştırmaya yöneltti. Küçük notlarla başlayan yolculuğum, yazarlık alanına ilgi duymamı sağladı. Gençlik dönemlerinde yazma hevesiyle birkaç kitap ve şiir dosyası biriktirsem de koşuşturmalı bir hayatla mücadele ederken profesyonel anlamda bu yolda ilerleme cesaretini gösteremedim. Şiir yarışmalarına katılarak içimdeki tutkuyu bastırmaya çalışsam da yazma isteği hep devam etti.

      Özellikle İbnü’l Arabi’nin düşünceleri, felsefi gelişimimde büyük bir rol oynadı. Slav mitolojisine duyduğum ilgi beni Rusça öğrenmeye yönlendirdi. Semavi dinlerin kutsal kitapları ve dinler tarihi üzerine yaptığım araştırmalar ise insanın varoluş gerçeğini sorgulamamı sağladı. Kendimi yeniden inşa etmeye başladım. Yaşadığım ölüm deneyiminden sonra ruhun maddesel doğası, İnsan-ı Kâmil gibi konular üzerine yoğunlaştım. Şimdi yazmış olduğum “Asırlık Döngü Serisi” ile okurlarımla buluşmaktan dolayı mutluyum.

      EDEBİYAT İLGİNİZ NASIL BAŞLADI?

      Edebiyata olan ilgim küçüklük yıllarıma dayanır. Küçük notlar ve şiirler yazarak başladım. Kendimi en iyi ifade edebilmenin yolu olarak yazmayı seçtim. Tabii ki o dönem yazarlık hayalleriniz olmuyor; genelde ilk yazılanlar, yaşadıklarımızla ilgili küçük sorgulamalardır. Kısacası yazma serüvenim oldukça incelikli… Bazen derin acılar saklı… O anki sevinçlerimiz, hüzünlerimiz ve hayata dair her şey…

      Hep lirik bir anlatım üzerine yoğunlaştım. Tabii ki bu durum uzun süre gizli kalmıyor. Sosyal hayatınızda kurduğunuz cümlelerle kendinizi ele veriyorsunuz. Bu nedenle yakın çevrenizin doğum günü mesajları, tebrik kartları ya da güzel sözler için başvuracağı ilk kişi genellikle siz oluyorsunuz.

      Yazmak konusunda ise şöyle düşünüyorum: Çok okumak ya da çok gezmek insanı doğrudan şair ya da yazar yapmaz. Eğer kalbinizde ilham yoksa yazamazsınız. Harika resimler yapmak ya da mükemmel şarkı söylemek de tıpkı yazmak gibi; yetenek ve Allah’ın sunduğu bir lütuftur. Sonradan edindiğiniz kazanımlar, yazının boyutunu değiştirir ve anlatılan konuları çeşitlendirir.

      KİTAP İÇERİĞİ NEDİR?

      Kitabım; ruhun henüz keşfedilemeyen madde yapısı ve diğer âlemlerin fizik ötesi formları üzerine düşünmeye davet eden, epizodik kurguya sahip, üç kitaptan oluşan bir roman serisidir. Yayınevlerine başvuru sürecinde serinin iki kitabıyla birlikte başvuruda bulundum. Şu an serinin ilk kitabı Asırlık Döngü – Ruhsal Yolculuk İçeren Sembolik Öyküler, Yol Akademi Yayınevi’ne ait Mythos Kitap tarafından yayımlandı.

      Aslında bu kitabı yazarken yayımlamayı düşünmüyordum; ta ki yaşadığım ölüm deneyimi sırasında ruhun madde yapısını görüp tanıyana kadar… Bu deneyimi kitabımda da anlattım. Amacım, insanların ruh ve bilinç konularında farkındalık ve deneyim kazanmasına katkı sağlamak. Ruhun yapısı, bilincin doğası ve varoluşun gizemi üzerine yıllardır okuyorum ve araştırıyorum.

      Bilimle sezgiyi bir araya getirerek ruhun yapısına dair kendi gözlemlerim derinleştikçe, bu düşüncelerden başkalarının da yararlanmasını istedim. İnsanın hem bilimle hem de kalbiyle kendini yeniden hatırlayabilmesi… Çünkü insan yalnızca bedenden ibaret değildir. Ruhun da bir formu, bir frekansı vardır.

      Her şey göründüğü gibi değildir… Eğer ruhsal âlemden gelen varlıklar isek, maddesel âlemden öze dönüş yollarını keşfetmemiz gerekir. Bu farkındalıkla yazarlığı profesyonel olarak ele almaya başladım ve kitabımı okuyucularla buluşturmak istedim.

      Olay kurgusu içerisinde kozmik varlıklar, ruhun tekâmülündeki yasalar, kayıp ruh alevleri ve ölüm sonrası ruhun bilinç kazanması gibi temalara yer verdim. Kısacası, ruhun evrimleşmesi konusunu; mitoloji ve semavi dinlerin kesiştiği noktada ele almaya çalıştım. İlk kitabım bu konuları özetler nitelikteyken, ikinci kitabım ruh konusuna daha bilimsel bir perspektiften yaklaşan bir roman oldu. Okurlarımı duygusal olarak sarıp sarmalayacağına ve aramızda güçlü bir bağ kuracağına inanıyorum.

      Üçüncü kitapla ilgili ise şimdilik sır vermek istemiyorum… Çünkü okurlarımı başka bir evrende, bambaşka yolculuklar bekliyor olacak.

      ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE PLANLARINIZ NEDİR?

      Kitabımla ilgili çalışmalarıma devam etmeyi planlıyorum. Yakın zamanda bir şiir kitabı üzerine çalışmalarım olacak. Aynı zamanda bağlama eğitimi sonrası notalarla buluşunca eskiden yazdığım söz ve beste çalışmalarını da projelerimin arasına aldım.

      Şu an ise Arapça dersleri alıyorum. Elimde oldukça kadim havas kitapları bulunuyor. Bu alandaki birikimlerimi de ilerleyen dönemlerde ayrı bir kitap projesiyle okurlarla buluşturmayı hedefliyorum.

      Aslında tüm bu planları, topluma katkı sağlayacak güzel bir süreci hızlandırmak için yaptığımı söyleyebilirim. Çünkü kitap gelirlerinin bir kısmıyla üniversite öğrencilerinin öğrenim ücretlerini karşılamayı amaçlayan bir vakıf projesi üzerine çalışma yapmayı düşünüyorum. Dünyayı yalnızca iyiliğin kurtaracağına inananlardanım. İnsan-ı Kâmil olabilmeyi seçen ruhların, bu yoldan geçtiğine inanıyorum.

      GENÇ YAZAR VE YAZMAK İSTEYENLERE NE ÖNERİRSİNİZ?

      Genç yazar kardeşlerime ve yazar olmak isteyen herkese şunu söylemek isterim. Yazdıklarınıza sahip çıkın. Çünkü her kelime, her cümle sizin yaşadıklarınızdan ve zamandan kopan bir emektir. Yazınızın değer gördüğü yer, kendinize duyduğunuz saygı ve inanç; başarının ilk adımıdır.

      Yazınıza değer vermeyi, hedeflerinizin ilk sırasına koyun. Umudunuzu asla kaybetmeyin. Bazen tek bir cümle, bir insanın hayatına dokunur; bazen de sizi hayalinize biraz daha yaklaştırır. Unutmayın, istemek kalpten geliyorsa, siz çoktan başarmışsınız demektir.

      SON SÖZLERİNİZ?

      Lütfen sevin, sevilin. Geçmişinizi affedin. Çünkü hayat, üzülmeye değmeyecek kadar kısa… Ruhun frekansı yükseldikçe, yaşam da onunla birlikte değişir. Bunun ilk adımı teslimiyetle başlar. Nefes aldığınız her an için Allah’a şükredin ve dünya deneyiminde kendi varlığınızın farkına varın. Çünkü bu yolculuk, ruhun kendini hatırlama sürecidir.

      Bu yolculukta yanımda olan, desteğini ve inancını esirgemeyen herkese gönülden teşekkür ederim.

      Ayça Özgöztaşı, “Asırlık Döngü” serisiyle edebiyatımıza ruhun evrimini sorgulatan, bilimin ve sezginin kesiştiği noktada yeni ufuklar açan bir katkı sunuyor. Onun kalemi, okuru yalnızca bir hikâyeye değil; aynı zamanda içsel bir yolculuğa davet ediyor. Genç yazarlara verdiği samimi öğütler ve geleceğe dair umut dolu projeleri, edebiyatın toplumsal sorumlulukla birleştiğinde nasıl bir ışık taşıyabileceğini gösteriyor.

      Edebiyat Magazin Gazetesi olarak, değerli düşüncelerini bizlerle paylaştığı için Ayça Özgöztaşı’na gönülden teşekkür ediyor; yeni eserlerinde okurlarıyla buluşturacağı yolculukları heyecanla bekliyoruz.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.