Yorumlar
Gülgün
Bende Ğ harfi gibiyim, uyuşuk ve hiç birşeyden zevk almıyorum
Karşı dağlara bakın,
Bürünmüş kına kınalar, yanağınızda yeşil.
Ne zaman geçtiniz yanımdan?
Sızlanan hava dallarımı yalayarak gitti.
Görmedim canımdan çıkışınızı.
Barış nerede?
Bir uçurum yüreğim,
Topraktan eşiklerde durgunluk.
Savaş kiminle?
Temmuza düşse gölgeniz, yaşar mı?
Suya vuran haset, renklerime küskün.
Köklerim hevesle karşılardı o suyu.
Bir alfabe gibiyim,
Kırk katırdan ağır.
Gülüşünüze koştu vefa,
Giydiğiniz yangınlar kudurdu.
Soyunduğunuz yağmur, yıllara inkâr.
Beddua yastıkları hep uykulu.
Bir alfabe gibiyim,
Ağaçların aklına uydu kalemim.
Satırlarım sürgündü...
Saygıdeğer okurlar,
Bugün sizlere doğadan ilham alan ve içsel bir yolculuğa davet eden bir deneme sunmak istiyorum. "Topraktan Eşikler" adını verdiğim bu denemede, doğanın derinliklerindeki seslere kulak veriyor, insanın iç dünyasıyla dış dünya arasındaki bağlantıyı keşfediyorum.
Gökyüzündeki dağların ardına bakın. Orada, gizemli ve büyülü bir atmosfer var. Kına kınalarla bürünmüş, yeşil yanağınızı okşayan rüzgar, sırlarını paylaşmak için size eşlik ediyor. Ancak farkına varmadan, o güzel anılarınızın yanından geçip gittiniz. Sızlanan hava, dallarınızı öperek uzaklaştı.
Yüreğimde derin bir uçurum var. Bu uçurum, toprağın eşiğinde durup düşüncelere dalmanın getirdiği bir durgunlukla dolu. Savaşın neden olduğu yıkım ve acılar karşısında, içimdeki barışın kayboluşunu sorguluyorum. Temmuz ayında gölgeniz düşse bile, hala yaşar mıydı? Hasetin suya vuruşu, renklerime olan küskünlüğü hissediyorum. Köklerim, o suyu hevesle karşılamıştı.
Bir alfabe gibiyim, sessizce her harfi yeryüzüne yayıyorum. İnsanların duymadığı, ağaçların dahi anladığı bir dilim var. Bu dil, kalemimle ağaçların aklına sığınıyor. Ancak yazdığım satırlar hep sürgündeydi, içimde taşıdığım düşünceleri kağıda dökmekten öteye geçemedim.
Gülüşünüzde hala vefa olduğunu görmek beni sevindiriyor. Ancak giydiğiniz yangınlar, içten içe sizi yıpratıyor. Yağmura soyunduğunuzda, yıllara olan direnciniz hiçbir zaman azalmıyor. Beddua yastıklarınız ise hep uykulu, sizinle beraber hayallerinizin üzerine yatıyor.
Bir alfabe gibiyim, doğanın dilinden birazcık anlayan bir yazar. Yazdığım satırlarla ağaçların bilgeliğiyle buluşmak istiyorum. Ancak satırlarım sürekli sürgünde kalmış, doğanın huzurunu tam anlamıyla yansıtamamıştı...

Yorum Yazın