• Asla Ölmez Tohumlar
    • Asla Ölmez Tohumlar
      “Asla Ölmez Tohumlar” – Yemenli şair Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi’nin kaleminden çıkan bu şiir, sürgün, acı ve umudu aynı potada eriten bir ağıt. Gözyaşlarını “iki tuz nehri”ne, sesi “kırık kanatlı bir serçeye” dönüştüren şair, ölümün zarafetini ve kokunun rüzgârla yeniden doğuşunu anlatıyor.“Seeds That Never Die” – A powerful poem by Yemeni poet Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi. It transforms exile and sorrow into timeless metaphors: tears as “two rivers of salt,” voice as “a broken-winged sparrow.” The poem embraces death’s elegance while teaching the wind how fragrance can bloom upon the grave.
      01.01.2026 - 22:08 | Son Güncelleme:01.01.2026 - 22:08
      Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi

      Asla Ölmez Tohumlar

      Yüzüme doğsun diye güneş;

      Ben bir ayçiçeği değilim,

      Şafağı gelmeden ayrıldım,

      Gözlerimde iki tuz nehriyle,

      Taşıyarak kadim bir yarayı

      Yurtlar kadar engin—

      Nice yurtlar, nice,

      Acımı sığdırmaya yetmeyen.

      Kaç kez kanattım sesimi

      Kulakları mühürlü olanlara,

      Ve yankısı

      Kırık kanatlı bir serçenin iniltilerine benzerdi,

      Sağır bir kayaya konan,

      Susuzluğunu kaktüse fısıldayan kum gibi:

      Bir zamanlar bulutları dolduran ne varsa

      Kuraklığa dönüştü.

      Ey zaman, felaketlerin huyunu taşıyan,

      İlkelerinde harita tutmayan,

      Ağlama benim için!

      Ağlama benim için!

      Güzeldi o ölüm,

      Zarif,

      Kopmuş bir sapın masum çiçeği gibi,

      Ama kokusu yaşadı ondan sonra,

      Son nefesini boşluğa çırparak,

      Rüzgâra öğretti nasıl kokular açar

      Onun ağzında,

      Ki esintisi serpebilsin

      Mezarın üstüne çiçekler.

      Mustafa Abdulmalek Al-Sumudi

      Seeds That Never Die

      For the sun to rise upon my features;
      I am no sunflower,
      I departed before its coming dawn,
      with two rivers of salt in my eyes,
      bearing an ancient wound
      as vast as homelands—
      many homelands, many,
      never spacious enough
      to contain my pain.

      How often I bled my voice
      to those whose ears were sealed,
      and it sounded
      like the moan of a sparrow, broken-winged,
      alighting upon a deaf rock,
      like sand whispering its thirst
      to the cactus:
      All that once filled the clouds
      has turned to drought.

      O time, bearer of calamities' mood
      that keeps no maps among its principles,
      weep not for me!
      Weep not for me!
      It was a beautiful death,
      elegant,
      like the innocence of a flower
      on a severed stem,
      yet its fragrance outlived it,
      clapping its final breath to the void,
      teaching it how scents may bloom
      In the mouth of the wind,
      so that its gust might sow
      blossoms upon the grave.

      Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi
      Yemen

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.