
BAK BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
Meliha, Zeynep, Aynur liseden sınıf arkadaşlarıdır. Üçü eşleri ile beraber iki üç ayda bir, birinin evinde bir araya gelir yemek yer hasret giderirlerdi. Her seferinde ilginç bir konu bulur o konuyu derinlemesine tartışırlardı. Hepsi masada yerini almış televizyonun son haberini dikkatle dinliyorlardı. Cahide Sonku’nun ölüm yıldönümü imiş. Aynur kafasını olumsuz biçimde savurarak.
AYNUR - Hafif kadınmış ne olacak.
MELİHA- Ne biçim laf Aynur.
AYNUR – Ne oldu, öyle değil mi?
ZEYNEP – Öyle bir yaşamı yaşayıp öyle bir sonla hayata veda etmek isteyecek milyonlarca kadın vardır. Aynur, düşüne biliyor musun ayakkabısından şampanya içilen, evinin temeline pırlantalar dökülen bir kadın olmak.
(Daha söyleyecekleri vardı Zeynep’in, Aynur sözünü kesti.)
AYNUR – Bırak canım kimse istemez böyle bir yaşamı.
MELİHA – Ben isterdim mesela.
(Süha döndü eşine baktı. Meliha onunla göz göze gelmemeye çalıştı.)
SÜHA – Hanımlar bu iş nereye varacak böyle?
AYNUR – Meliha kocadan kocaya sevgiliden sevgiliye taşınan kadına kadın mı derim ben Allah aşkına
ZEYNEP – Öyle kadınların binlercesini bugün görüyor ve duyuyoruz. Cahide’nin günahı elli- altmış önce yaşaması mı?
MELİHA – Bence o erkeklerin günahı. Onun dış görünüşüne vurulup, içindeki Cahide’yi görememişler.
Erkeklerin genel zafiyetidir bu.
AYDIN – Meliha hepimizi harcıyorsun farkında mısın?
SÜHA – En çokta beni.
KENAN – Yapmayın arkadaşlar yalan mı söylüyor? Haklı Meliha. Biz önce beynine yüreğine değil dış görünüşüne bakarız kadının genelde.
SÜHA - Bizi savunacak kimse yok mu arkadaşlar?
AYNUR – Bu konu da hanımlarda oy birliği var, Kenan da bizimle yani çoğunluktayız.
SÜHA – Arkadaşlar bu konu neden gelip bize patladı anlayamadım?
ZEYNEP – Cahide kumar oynamış hayatla, Her kumarbazın masada şansının açık olduğu bir zaman dilimi vardır. O zamanın bitiminde masadan kalkmazsa kazandıklarının tamamı ve elindekiler de gider. Ama kumarbaz çoğu kez zevkli olan o masadan kalkamaz. Cahide de kalkamamış hem kazandıkları hem elindekiler kaybetmiş.
AYNUR- Öyle tutucu bir dönemde, dişiliğini fütursuzca ortaya döken bir kadın tipininde, o kadar yüceltilmesi şaşırtıcı bence.”
AYDIN - İlk oyunları, ilk filmleri Türk ailesine ters düşmeyecek türdenmiş. Onlarla basamakları çıkma-ya başlamış. Bilirsiniz, insanoğlunun gönlünde bir sevgi filizlenince, artık ondan gelen yanlışlar göze görünmez olurlar.
MELİHA - Her şeye rağmen muhteşem bir kadınmış bir kadın gözüyle baktığımda. Düşünebiliyor mu-sunuz? Erkeklerin kadınların üç metre önünde gittiği bir dönemde, filmlerde kadınlara sadece figüran kıvamında roller layık görüldüğü bir zaman diliminde, starlığa uzanan yolların taşlarını döşeyen bir kahraman kadınmış Cahide Sonku.
( Aynur hariç Masada bir alkış kopar.)
MELİHA – Sen onaylamıyorsun Aynur öylemi.
AYNUR – Evet onaylamıyorum. Sizlerin anlattığınız gibi olsaydı sonu böyle olur muydu?
ZEYNEP – Aynurcuğum, bu günkü yaşam tarzımızda Cahide ve benzerlerinin payı yoktur diyebilir miyiz? Unutmayalım ki her savaşta önde gidenler hırpalanır.
SÜHA – Aynur hani sen bize Nazım Hikmet’ten şiirler okursun ya, Cahide’nin ilk oynadığı Damın Kızı filmin senaristi de Nazım biliyor musun? Nazım’ın yurt dışına kaçışına da o yardım etmiş.
AYNUR – Bilmiyordum ama bütün bunlar Cahide hanım hakkındaki fikrimi değiştiremez.
ZEYNEP - Desene okulda olduğun gibi, fikirlerine demir atıp kalıyorsun.”
AYNUR - Yanlış tanımlıyorsun beni! Yaptığı hataları görmezden gelmemi istiyorsunuz Zeynep. Hepimizin yaşamında doğrularımız yanlışlarımız vardır. Bazılarımız yanlışlarını vitrine koyar, bazılarımız da doğrularını vitrinde parlatır. Ben ağzında polis düdüğü, şarap ve ispirto şişesi ile biten hayatta, sebepleri aradım daha çok. Kendi anlatımı ile Talat Ertemel içkiye alıştırdı beni diyor. Doğrudur, koca olarak seçmeseydin ya da içkiye tutsak olmasaydın. O tarihte sizce kaç kadın Türkiye’de içki içiyordur. Onun hayatını anlatan bir roman aynen şöyle ifada eder son dönemini: ‘Cahide, Türkiye’nin en yıldız oyuncusuydu, daha sonra ilk kadın yönetmenimiz oldu ve sinema tarihimizin en büyük yapımcılarından biri olunca hayatına kibir bulaştı. Ve kibir onu mahvetti.
SÜHA - Aynur, Cahide hanım Müslüman mahallesinde salyangoz satmamalı idi demek istiyor.
Aynur yeniden biraz gerildi.
AYNUR - arkadaşlar benim okul hayatımda Türkçem, edebiyatım çok iyi idi. Ben meramımı anlatama-dım mı ki arkadaşlar bana tercümanlık yapıyorlar.
AYDIN - Arkadaşlarım, sizde bilirsiniz köprüler yollardan çok daha çabuk eskir ve yorulurlar. Köprü insanlar, köprü nesiller de öyledirler. Bence tiyatroda, sinemada, yapımcılıkta, yönetmenlikte hatta kadınlıkta bir köprüdür Cahide Hanım. Bütün bu dallar da Türkiye için ilklerin kadınıdır. Dönüp arkasına örnek alabileceği kimseler de yoktur. Onun güzelliğinden faydalanmak isteyen, o güne kadar onun denediği işler tekellerinde olan erkek toplumu ile yaptığı çılgın mücadelede yenilmiştir. Hepsi bu. Köprü yorulmuş Beyoğlu sokaklarındaki çaldığı bir düdük sesi ile çökmüştür.
Ümit Somyürek 19/12/25

Yorum Yazın