
Bir Parça Cennet
Sen yeryüzüsün, genişliğinle,
renginle değil.
Onun yüzünde savaş ve toz var;
seninkinde ise huzur
ve ışıktan kıvılcımlarla örülmüş
bereketli bahçeler.
Sanki sen,
güneşin kendi gözlerinden kopmuş
en saf parçanın,
İkiz Işıkların yanaklarından süzülen
en parlak ışıltının ta kendisisin.
De ki sen ve ay ikizsiniz,
o vakit gözlerimi
gökyüzüne bakmanın yorgunluğundan kurtarayım;
çünkü yeryüzünde yürüyen
bir başka gök var artık.
Gözlerinde ne denizin mavisi
ne göğün safiri var;
onların sırları var.
Ve her ne kadar gece barınsa da içlerinde,
ben o karanlığı
aydınlık bir gündüz gibi görüyorum.
Şam’dan iki zeytin tanesi,
ayrılığın işgali altında
mühürlenmiş.
Kirpiklerin yeşil ağaçlar gibi,
kaşların şahin yuvaları misali.
De ki Hûriler
ilk Cennet işaretini
onlara çizdi;
inanırım.
Belki ben de girebilirim
Cennet’e,
çok
geç
olmadan.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi – Yemen
A Piece of Paradise
You are the earth in vastness,
not in color.
Upon its face lie war and dust;
upon yours—peace, and lush gardens
forged from sparks
of light,
as if you are the purest sliver
from the sun’s own eyes,
the brightest glimmer
from the Twin Luminaries' cheeks.
Say that you and the moon are twins,
and I shall no longer burden my eyes
with the strain of gazing skyward,
for there is another walking
upon the earth.
In your eyes, there is no sea's azure
nor the sky's sapphire
but their mysteries.
And though night dwells within them,
I see their blackness as radiant daylight.
Two olive fruits from Damascus,
sealed beneath the occupation
of separation.
Lashes of verdant trees,
brows arched like falcons’ eye sockets.
Say that the Houris traced within them
the first sign of Paradise,
and I will believe it,
for perhaps I may enter
before
it is
too
late.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi
Yemen

Yorum Yazın