• Bulgaristan Türklerinin Hafızasında 24 Aralık 1984: Yeniden Doğuş Süreci ve Zulüm
    • Bulgaristan Türklerinin Hafızasında 24 Aralık 1984: Yeniden Doğuş Süreci ve Zulüm
      Bulgaristan Türklerinin Hafızasında 24 Aralık 1984: Yeniden Doğuş Süreci ve Zulüm
      “Bulgaristan’da 24 Aralık 1984: Türk kimliğini yok etmeye yönelik ‘Yeniden Doğuş’ adı altındaki asimilasyon politikası, binlerce Türk’ün direnişi ve Türkan bebeğin şehadetiyle tarihe kültürel soykırım olarak geçti. Zulme karşı verilen mücadele, bugün hâlâ hafızalarda kimliğe sahip çıkmanın sembolü olarak yaşıyor.”
      30.12.2025 - 06:33 | Son Güncelleme:30.12.2025 - 06:33
      Ali Yurtseven

      Bulgaristan’da Kültürel Soykırımın

      (24 Aralık 1984)

      Bulgaristan tarihi günümüzdeki Bulgaristan'ın topraklarında tarih öncesi zamanlardan bu yana gerçekleşmiş tarihsel olayları kapsar. Bulgaristan'ın ilk sakinleri Traklardır. Milatla birlikte ülke önce Roma İmparatorluğu, sonra Bizans İmparatorluğu egemenliğine girer.

      MS 6. yüzyılda 681 yılında Han Asparuh tarafından balkan dağlarının kuzeyinde kurulmuştur Slavlar ile birlikte Türk kökenli bir kavim olan On Ogurlar (Ön Oğuzlar) bu alana yerleşir. Aristokratik tabakayı oluşturan Bulgarlar bir süre sonra Slavlaşarak dillerini, 10. yüzyıldan itibaren de Ortodoksluğu kabul edip dinlerini bırakarak asimile olmuşlardır.

      Bizans İmparatorluğu yıkılıncaya değin Bizans ile savaşıp hâkimiyet alanlarını genişleten Bulgarlar, bir ara 1018-1186 yılları arasında yeniden Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiştir. 14. yüzyılda Türklerin Rumeli'ye çıkmasından sonra bağımsızlıklarını yitirerek Osmanlı Devleti'nin egemenliğine girmişlerdir.

      Bulgaristan'da Türk tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun fethiyle birlikte Anadolu'dan yoğun bir Türk göçü ile başlamıştır. Bu göç, özellikle 14. yüzyılda Osmanlı İmparator luğu'nun Bulgaristan'a fethiyle gerçekleşmiştir. Türkler, bu coğrafyada kültürel ve ekonomik açıdan güçlü bir şekilde varlık göstermişlerdir.

      Bulgaristan'daki Türkler, Oğuzların ve Kıpçakların soyundan gelmektedirler. Oğuz Türkleri, Anadolu üzerinden ve çoklukla Osmanlı devrinde o bölgeye geçen Türklerdir. Kıpçak Türkleri ise bölgeye Proto-Bulgarlar olarak gelmiştir.

      Bulgaristan Türkleri, soyları Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren iskân politikası ile Balkanlar'a göç etmiş Türklerden ve başka bir Türk kavmi olan Ön Bulgarlardan gelen, günümüzde Bulgaristan topraklarında yaşayan Türklerdir.

      2021 yılında 514,836 Türk asıllı Bulgaristan vatandaşı vardı. Bu da onları ülkenin en büyük etnik azınlığı yapmaktaydı. Bulgaristan Türkleri aynı zamanda Balkanlar'daki en büyük Türk nüfusunu oluşturmaktadır. Genel olarak güneydeki Kırcaali ilinde ve kuzeydoğudaki Şumnu, Silistre, Razgrad ve Eski Cuma illerinde yaşarlar.

      Osmanlı Devleti'nin gerilemeye başlaması ve Çarlık Rusya'nın da desteğiyle, Balkanların tümünde olduğu gibi Bulgaristan'da da ulusal kurtuluş hareketi alevlenmiş, 93 Harbi'nden yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti, Bulgaristan'ı 1878 yılında içişlerinde bağımsız prenslik olarak, 1909 senesinde ise tam bağımsız çarlık olarak tanımıştır.

      Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlılarla aynı cephede savaşa katılan Bulgaristan, ikinci Dünya Savaşı'na da Almanya saflarında katılarak her iki savaştan da yenilgiyle çıkmıştır.

      İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Balkanlar'da ilerleyen Sovyet ordusunun da yardımıyla Georgi Dimitrov önderliğinde sosyalist rejime geçen ülke, soğuk savaş yıllarında Varşova Paktı'nın üyesi olarak kalmıştır.

      1980’lerin başlarında, Bulgaristan’da iktidarda olan Todor Jivkov rejimi, ülkedeki Türk nüfusunu eritmek, kimliklerini ve kültürlerini ortadan kaldırmak amacıyla korkunç bir asimilasyon kampanyası başlattı. Resmi olarak “yeniden doğuş süreci” olarak adlandırılan bu politika, gerçekte bir kültürel soykırımdan başka bir şey değildi.

      Rejim, Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarının isimlerini zorla Bulgar isimleriyle değiştirdi, Türkçe konuşmayı yasakladı ve Türk kültürüne ait her türlü ifade biçimini yok etmeye çalıştı.

      24 Aralık 1984, Bulgaristan Türklerinin tarihinde bir dönüm noktasıdır; çünkü bu tarih, “Bulgarlaştırma” adı altında yürütülen asimilasyon politikasının en acımasız aşamasının başlangıcıdır.

      https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f5/West_Thrace_Republic%2C_Turks_in_Kardzali.jpg/250px-West_Thrace_Republic%2C_Turks_in_Kardzali.jpg

      Bulgaristan hükûmeti 23 Aralık 1984 günü “Yeniden Doğuş” adını verdiği asimilasyon politikası ile özellikle Kırcaali ve Hasköy bölgelerinin dünya ile ilişkisi kesilerek halkı askeri abluka altında zorla Bulgar kimliğini kabul etmeye zorlamıştı.

      24 Aralık 1984 günü Tosçalı, Hallar, Karamusalar ve Amatlar köylerinden toplanıp Eğridere (Mlaçino) köyünde bir araya gelen binlerce Türk, baskıcı Bulgar Komünist Partisi'ni protesto etti. Polis, zor kullanarak ve ateş açarak kültürlerini ve millî değerlerini korumak için sesini duyurmaya çalışan Türkleri dağıttı.

      Sonraki birkaç gün boyunca devam eden gösterilerde çok sayıda can kaybı yaşandı. 26 Aralık günü Killi köyünde toplanan halkın içinde Fatma Öztürk de kucağında 18 aylık bebeği Türkan ile birlikte yerini almıştı. Bulgar askerlerinin açtığı ateşle oracıkta can veren Türkân bebek Bulgaristan Türklerinin direnişinin sembolü oldu.

      https://qha.com.tr/static/2020/12/24/turkan.jpg

      Türk toplumu bu baskılara karşı sessiz kalmadı. İnsanlar, Bulgaristan içinde çeşitli direniş hareketleri düzenledi ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştı. Ancak direniş hareketleri şiddetle bastırıldı. Devletin propaganda araçları, bu direnişleri “vatan hainliği” ve “Bulgar ulusal birliğine tehdit” olarak gösterdi.

      bulgaristan-turklerinin-zorunlu-gocunun-35-yili

      Bazı aileler kimliklerini koruyabilmek için sessiz direniş yollarına başvurdu. İbadetlerini gizli yaparak, çocuklarına evlerinde Türkçe öğreterek ve geleneklerini gözlerden uzak yaşamaya çalışarak kültürlerini devam ettirdiler.

      Türk toplumunun önde gelenleri “Belene” toplama kampında ağır şartlar altında cezalandırıldı. Sonrasında beş yıl boyunca baskılar gittikçe arttı, pek çok Türk faili meçhul cinayetlere kurban giderken pek çoğu da kayıp olarak kayda geçti.

      Bulgar Komünist diktasının can güvenliği tehdidi, Türkçe konuşma, aile ve soy bildiren unvanlarda Türkçe yasağı, eğitimin ve çalışmanın engellenmesi gibi çeşitli asimilasyon politikaları ve baskılar sonucu yarım milyondan fazla Türk, Türkiye’ye göç etmeye zorlandı.

      https://yarininkulturu.org/wp-content/uploads/2023/12/1.jpeg?w=744

      Ülkemizde her yıl 24 Aralık’ta düzenlenen törenlerde asimilasyon sürecinde hayatını kaybeden şehitler rahmetle anılmaktadır.

      Bulgaristan'dan Türklerin 'zorunlu göçü' 30'uncu yılında Foto Galeri | STAR

      24 Aralık 1984, Bulgaristan Türklerinin hafızasında bir zulmün, direnişin ve kimliğine sahip çıkma mücadelesinin simgesi olarak anılmaya devam ediyor.

      Günümüzde, Doğu Bloku'nun çözülmesiyle 1990 yılında sosyalist rejimin yıkıldığı Bulgaristan, Türk azınlığa yönelik asimilasyon politikalarını da terk ederek, Türkiye ile olan ilişkilerini oldukça olumlu bir temele oturtmuştur.

      Bulgaristan 2004 yılında NATO'ya ardından 2007 yılında Avrupa Birliği'ne katılmıştır.

      Yararlanılan Kaynaklar: https://www.bing.com/, https://tr.wikipedia.org/, https://bnrnews.bg/tr/, https://bulturk.org.tr/,https://turkyolu.org/,https://yarininkulturu.org/, https://www.bursa5n1k.com/, https://www.qha.com.tr/, https://www.trtavaz.com.tr/, https://www.rubasam.com/,

      Ali YURTSEVEN

      30.12.2025

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

      Yorumlar

      • Ali yurtseven

        Teşekkür ederim
      • Şevket Koç

        Rabbim o dönemde vefat edenlere rahmet eylesin.. Mekanları cennet olsun