• Erhan Özdemir röportajı: Konuk yazar Mukadder Coşkun
    • Erhan Özdemir röportajı: Konuk yazar Mukadder Coşkun
      Erhan Özdemir röportajı: Konuk yazar Mukadder Coşkun
      Erhan Özdemir’in sorularını yanıtlayan yazar Mukadder Coşkun, hastalıkla sınanan yaşamını, oğluyla kurduğu derin bağı ve yazıya tutunma sürecini içtenlikle paylaştı. “Bilinmezliğin Kıyısında” adlı kitabıyla okura umut ve direnç aşılayan Coşkun, yeni projelerinde gerçek ile kurgu arasında bir yol aradığını belirtiyor. Röportajda en çok vurguladığı mesaj ise net: “Hiçbir şeyi ertelemeyin, anı yaşayın.”
      19.01.2026 - 11:52 | Son Güncelleme:19.01.2026 - 11:52
      Erhan Özdemir

      Bu röportajda, Erhan Özdemir’in sorularına konuk yazar Mukadder Coşkun içtenlikle yanıt veriyor. Cevaplar rastgele bir düzende iletilmiş olsa da, bir araya getirildiğinde güçlü bir yaşam anlatısı ve yazıya tutunmanın anlamı belirginleşiyor. Coşkun’un kişisel tarihine, yazıya yönelme motivasyonuna ve okurla kurduğu bağa odaklanan bu söyleşi, hem edebiyatın iyileştirici gücünü hem de bir annenin direncini görünür kılıyor.

      Röportaj, Coşkun’un hastalıkla sınanan yıllarını, oğluyla kurduğu derin bağı ve yazıya dönüşen tanıklığını merkezine alıyor. “Anı yaşa, erteleme” çağrısı, onun hem hayata hem yazıya bakışının özeti gibi. Gerçek ile kurgu arasında yeni bir yol ararken, yazının onun için bir umut paylaşımı olduğuna dair vurgusu tutarlı ve sarsıcı.

      1. Kendinizi tanıtır mısınız? 1981 Malatya doğumluyum. Alanya’da yaşıyorum. Mersin Üniversitesi Büro Yönetimi mezunuyum ve bir devlet okulunda memur olarak çalışıyorum. Bir çocuk annesiyim.

      2. Yazmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz? 23–24 yaşlarımda kanser teşhisiyle başlayan hastalık süreciyle birlikte yazmaya yöneldim. Oğlum henüz 8,5 aylıktı. Yaşadıklarımı kaleme alarak benzer süreçlerden geçenlere umut olmak istedim.

      3. Yazma süreciniz nasıl başlıyor? Belirli bir rutininiz var mı? Yazma ihtiyacı genellikle içsel bir taşmanın sonucu. Hastalığın bana öğrettiklerini aktarma arzusu, yazının ilk adımı oluyor. Bazen doğaçlama ilerliyor.

      4. Kitabınızda yer alan ses ve anlatıcı sizin için nasıl hayat buldu? Sizi şaşırtan bir yöne saptı mı? Anlatıcı, yaşadığım gerçeklikten doğdu. Özellikle anne–çocuk bağı, metnin duygusal yönünü belirledi. Yazarken bazı bölümler beklediğimden daha çıplak ve yoğun oldu.

      5. ‘Keşke bunu daha önce bilseydim’ dediğiniz bir yazım tavsiyeniz var mı? Duyguyu ertelemeden yazmak. Yaşarken yazmak. Çünkü zaman geçtikçe bazı duygular silikleşiyor.

      6. İlhamı nerede buluyorsunuz? O ilk kıvılcımı hatırlıyor musunuz? İlhamım hastane koridorlarında, bekleme odalarında, oğlumun gülüşünde gizliydi. İlk kıvılcım, “yaşadıklarım birine iyi gelebilir” düşüncesiydi.

      7. Sizi en çok etkileyen yazarlar veya metinler hangileri oldu? Hayatla yüzleşen, duyguyu saklamayan metinler beni etkiledi. Özellikle insan kalbinin dayanıklılığını anlatan eserler.

      8. Eserinizde sürekli döndüğünüz temalar veya imgeler var mı? Belirsizlik, sabır, anne–çocuk bağı, umut ve “anı yaşa” çağrısı. İmgeler arasında tahlil zarfları, koridor ışıkları ve bekleyişin sessizliği öne çıkıyor.

      9. Okurlarınızdan aldığınız en etkileyici geri dönüş ne oldu? En çok oğlumla kurduğum bağdan etkilendiklerini söylediler. Bu bağ, kitabın kalbini oluşturuyor.

      10. İnsanların yazarlık hakkında en çok yanıldığı şey nedir sizce? Yazının sadece anlatmak olduğu sanılıyor. Oysa yazmak, yaşanmışlığın sorumluluğunu almak ve onu okurla güvenle paylaşmak demek.

      11. Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı? Yeniden yazmayı düşünüyorum. Gerçek mi kurgu mu olacağına henüz karar vermedim.

      12. Yazar olmaya karar verdiğiniz o ‘an’ neydi? Çevremdeki hastaların hayattan kopma noktasına geldiğini gördüğümde, “belki yaşadıklarım onlara umut olur” dedim ve yazmaya başladım.

      13. Tüm dünyanın 5 dakikalığına dikkatini çekme şansınız olsaydı, ne söylerdiniz? “Anı yaşayın. Hiçbir şeyi ertelemeyin ve kendiniz için yaşayın.”

      14. İlk kitabını yazmak isteyen genç bir yazara tek bir tavsiye verseniz, ne olurdu? Duygunu saklama. Hayatın içinden yaz. Gerçeklikten korkma.

      15. Okurlarınıza son olarak ne söylemek isterdiniz? Yine aynı şeyi: “Anı yaşayın, ertelemeyin.”

      Mukadder Coşkun’un anlatısı, hastalıkla sınanan yılların içinden doğan bir yazı etiğini işaret ediyor: tanıklığı paylaşmak, umudu görünür kılmak ve anne–çocuk bağını edebî bir omurga olarak taşımak. “Bilinmezliğin Kıyısında” bu çizgiyi sürdüren bir eser—belirsizliğin karanlığında küçük bir ışığı korumanın, sevginin ve dayanıklılığın gerçek anlatısı. Yeni projesinin gerçek ile kurgu arasında salınması, onun yazısının temel gerilimini—yaşanmışlık ve anlatı özgürlüğü—yerinde tutuyor.

      Bu samimi röportaj için Mukadder Coşkun’a ve sorularıyla söyleşiyi derinleştiren Erhan Özdemir’e teşekkür ederiz. Coşkun’un yeni metinlerini merakla bekliyoruz; okurla kurduğu dürüst bağın, bundan sonra da umut taşımaya devam edeceğine inanıyoruz.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.