
Şiirin Türkçe Çevirisi
Parıltımın Anı
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi | Yemen
Ben önceden burada değildim,
imkânsızın katmanlı boşluğundan yükseldim.
Şafak, ışığa başka bir ses kazandırdı,
güneş, geceyi açığa çıkaran parlak bir yüz,
evren, kelebeklerden bir sürü,
günbatımının kollarını dikiyor,
öyle ki gündüz, giysisine girmez,
yalnızca günün yörüngesinde asılı kalır.
Şimdi buradayım,
hiç olmadığım gibi.
Işık benden iki kez geçer;
karanlığın rengini bilmem…
Siyah, kışın kargaların giydiği bir elbisedir.
Böyle derim, hiç görmemiş olsam da,
şafağın kırılışını ilk öğrendiğimden beri.
İşte buradayım, anlamın üzerinde yürüyerek,
beyazlığın özünde barınarak,
karanlığa biçimlenmemişim,
sanki evrenin lambası bana ödünç verilmiş,
ve onu geri almayı unutmuş,
dünya bir nefes için durduğu gün,
bana şöyle demek için:
“Ol—”
Ve ben parıltım oldum.
The Moment of My Radiance
I was not here before,
I rose from a void layered with the impossible.
Dawn acquired another voice for light,
the sun, a radiant face unveiling the night,
the universe, a swarm of butterflies,
sewing the sleeves of sunset,
so daylight enters not into its robes,
but remains suspended along
the orbit of the day.
Now I am here,
as I have never been before.
Light passes through me twice;
I perceive not the color of darkness…
Black is a garment worn by crows
in winters.
I say so, though I have never seen it,
since I first learned the breaking of dawn.
Here I am, walking upon meaning,
abiding in the essence of whiteness,
I am not fashioned for duskiness,
as if the lamp of the universe lent itself to me,
and deliberately forgot to reclaim it
on the day the world paused for a breath
to say to me:
Be—
And I became my radiance.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi| Yemen

Yorum Yazın