
Antakya Çevre Koruma Derneği (AÇKD), Türkiye’nin dört bir yanında devam eden doğa talanına karşı sert bir destek mesajı yayımladı. Kaz Dağları’ndan Akbelen’e kadar uzanan yıkıma dikkat çeken dernek, "Doğayı korumak yaşamı savunmaktır" diyerek direnişin yanında olduklarını ilan etti.
HATAY - Hatay’ın doğa savunuculuğundaki güçlü sesi Antakya Çevre Koruma Derneği Yönetim Kurulu, son dönemde Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşan madencilik ve taş ocağı projelerine karşı bir bildiri yayımladı. Deprem sonrası zorlu bir süreçten geçen Hatay’dan yükselen bu ses, ekolojik mücadelenin sınır tanımadığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Yayımlanan mesajda, Antakya ve çevresinde yaşanan çevre sorunlarının, Ege’deki maden projeleriyle aynı kaynaktan beslendiği vurgulandı. Kaz Dağları’ndan Madra’ya, Akbelen’den Efemçukuru’na kadar geniş bir coğrafyanın "adım adım yağmalandığı" belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Eşsiz doğa, verimli tarım alanları, ormanlar ve yaşam kaynakları; geri dönüşü imkansız bir tahribatla karşı karşıyadır. Su varlıklarını, zeytinlikleri ve yerel halkın mülkiyet hakkını tehdit eden bu projeler, toprağında doyma ve atalarından kalanı geleceğe aktarma imkanlarını yok etmektedir."
Doğanın sadece bugünün değil, gelecek kuşakların ortak mirası olduğunu hatırlatan AÇKD, Ege bölgesinde köylülerin ve çevre örgütlerinin yürüttüğü mücadeleye tam destek verdiğini duyurdu. Açıklama, "Ege’de doğasını savunan tüm yurttaşların ve yaşam nöbeti tutanların yanındayız. Doğa için, yaşam için, geleceğimiz için birlikteyiz" sözleriyle noktalandı.
Derneğin Destek Mesajı
DESTEK MESAJI
Değişen tek şey adres; çevre katliamları aynı, mücadeleler aynı !
Antakya başta olmak üzere, Hatay'ın bir çok ilçesinde olduğu gibi, Ege Bölgemizde, madenler, taş ocakları ve endüstriyel madencilik projeleriyle adım adım yağmalanan, Kaz Dağları, Madra Dağı, Murat Dağı, Kozak Yaylası, Uşak Kışladağ, İzmir Efemçukuru, Milas Akbelen/ ikizköy gibi bölgelerin, eşsiz doğası, verimli tarım alanları, ormanları ve yaşam kaynakları; maden faaliyetleri ve taş ocakları projeleri nedeniyle geri dönüşü zor belki de imkansız bir tahribatla karşı karşıyadır.
Kazdağları’ndan Muğla’ya, Aydın’dan İzmir kırsallarına kadar pek çok yaşam alanı; su varlıklarını, tarımı, zeytinliklerini, biyolojik çeşitliliği ve yerel halkın yaşam ve mülkiyet hakkını, üretim yapma, toprağında doyma, atalarından kalanı çocuklarına aktarma olanaklarını tehdit eden projelerle yağmalanmaktadır.
Doğa yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Toprağı, suyu ve ormanları korumak; yaşamı, sağlığı ve geleceği savunmaktır.
Ege’de doğasını savunan tüm yurttaşların, köylülerin, çevre örgütlerinin ve yaşam nöbeti tutanların yanındayız.
Doğa için, yaşam için, geleceğimiz için birlikteyiz.
Doğayı korumak yaşamı savunmaktır.
Antakya Çevre Koruma Derneği
Yönetim Kurulu

Yorum Yazın