• Bayram Mektuplarında Harfler
    • Bayram Mektuplarında Harfler
      “Reema Hamza’nın kaleminden, Riyadh Abdul-Wahid’in çevirisiyle: Bayram Mektuplarında Harfler — savaşın gölgesinde bayramın acı ve umutla örülü yüzünü anlatan çarpıcı bir şiir.”
      21.03.2026 - 08:43 | Son Güncelleme:21.03.2026 - 08:43
      Reema Hamza

      Bayram Mektuplarında Harfler
      Metin: Reema Hamza
      Çeviri: Riyadh Abdul-Wahid

      Her bayram…
      yeryüzü cebinden çıkarır
      kendi kalbinden bir parça,
      inançsız bir örtüye sarar,
      ve fırlatır acı içindeki çocuklara oynasınlar diye.
      Bayram, bir göçmenin sırtındaki bavuldur:
      içinde—
      ölmüş bir anneye öpücük,
      bir vatanın parçaları,
      beyaz bir gömleğin kalıntıları.
      “Ey Bayram,
      neden kanını gizlemedin
      tabutların kefeni altında?”
      diye ağladı küçük bir kız,
      fenerini astı
      dul kadınların saçından örülmüş bir çite.
      Biz yarının alnına
      salıncaklar çizerdik…
      ama savaş renkleri
      parmaklarımızın arasından söker,
      ve bayramı küllerle konuşur.
      Bayram pazarlarında arkadaşlarım satılır:
      biri bir yetimin gözyaşı için—
      öteki ihanete uğramış bir gelinin alayı için.
      Bayrama soracağım deliliğini—sırrını:
      nasıl olur da şehrin yaralarını
      çocuklarının şekerleriyle kokulandırır,
      sonra dans eder
      âşıkların cesetleri üzerinde.
      Şehrimizde bayram maskeler takar:
      bir yüz sevinç için,
      bir diğeri yok oluş için,
      dul kadınların gözyaşlarını
      zılgıtlarla siler.
      Bayramın hatıralarını karıştırdım:
      dedemin cami fenerini astığı
      bir fotoğraf buldum,
      tam bir mermi
      son duasının üzerine düşmeden önce.
      Ey Bayram,
      bizim ayak seslerimizin yankısını duydun mu?
      Yürürüz bir ip üzerinde
      geçmişin cesetleriyle
      kanatlar düşlerinin arasında,
      avuçlarımızda taşırız:
      gül tohumlarını—
      ve bir çocuğun kalıntılarını.
      Bayramın avucunda bir kum saati durur:
      üstteki taneler—
      yaslıların gözyaşları,
      alttaki—
      âşıkların öpücükleri…
      ve biz, ikisinin arasında,
      bekleriz
      zamanın çöküşünü.

      Letters in the Eid Mail
      Text by: Reema Hamza
      Translated by: Riyadh Abdul-Wahid

      Every Eid…
      the earth draws from its pocket
      a fragment of its own heart,
      wraps it in a cover without creed,
      and hurls it to the children of misery to play.
      Eid is a suitcase on the back of a displaced person:
      inside—
      a kiss for a dead mother,
      shards of a homeland,
      the remains of a white shirt.
      “O Eid,
      why did you not hide your blood
      beneath the shroud of coffins?”
      cried a little girl,
      hanging her lantern
      on a fence woven from widows’ hair.
      We used to draw swings
      across the forehead of tomorrow…
      but war strips the colors
      from between our fingers,
      and speaks Eid in ashes.
      In Eid markets, my friends are sold:
      this one for an orphan’s tear—
      that one for the procession of a betrayed bride.
      I will ask Eid about its madness—its secret:
      how it perfumes the city’s wounds
      with the sweets of its children,
      then dances
      upon the corpses of lovers.
      In our city, Eid wears masks:
      a face for joy,
      another for annihilation,
      wiping the widows’ tears
      with ululations.
      I leafed through Eid’s mementos:
      I found a photograph of my grandfather
      hanging the mosque lantern,
      just before a shell fell
      upon his final prayer.
      O Eid,
      have you heard the echo of our footsteps?
      We walk a rope
      stretched between the corpses of the past
      and the dreams of wings,
      carrying in our palms:
      seeds of roses—
      and the remains of a child.
      In Eid’s palm rests an hourglass:
      its upper grains—
      the tears of the bereaved,
      its lower—
      the kisses of lovers…
      and we, between them,
      await
      the collapse of time.

      النص العربي
      رسائل في بريد العيد
      للشاعرة : ريما حمزة
      ترجمة : رياض عبدالواحد

      كُلُّ عِيدٍ.. تُخرِجُ الأرضُ مِن جيبِها فِلَذةً مِن قلبِها، تُغَلِّفُهُ بغِلافٍ بلا دِينٍ..
      وتَرميهِ لأطفالِ البُؤسِ كي يَلعَبوا!
      العيدُ حقيبةٌ على ظهرِ مُهجَّرٍ:
      فيها قُبلةٌ لأمٍّ مَيِّتةٍ.. وشَظايا وَطَنٍ.. وبَقايا قَميصٍ أبيَض!
      "يا عيدُ، لِمَ لَمْ تُخفِ دَمَكَ تحتَ ثَوبِ التوابيتِ؟"
      صَرَخَت طِفلةٌ وهيَ تُعلِّقُ فانوسَها على سِياجٍ مِن شَعرِ الأرامل!
      كُنَّا نَرسُمُ الأراجيحَ على جَبهةِ الغَدِ..
      فإذا الحَربُ تَنزِعُ الألوانَ مِن بينِ أصابعِنا.. وتَحكِي العيدَ بالرَّماد!
      أسواقُ العيدِ تَبيعُ أصدقائي:
      هذا بِدَمعَةِ يَتيمٍ.. وذاكَ بزَفَّةِ عَروسٍ مَغدُورَة!
      سَأسألُ العيدَ عن سِرِّ جُنونهِ:
      كيفَ يُعَطِّرُ جِراحَ المدينةِ بِحَلْوَى أطفالِها.. ثمَّ يَرقُصُ على جُثَثِ العُشَّاق؟!
      في مَدينَتِنا يَلبَسُ العيدُ أقنِعَةً..
      يَرتَدي وجهاً للفَرَحِ ويُخفِي آخَرَ للفَناءِ.. ويَمسَحُ دَمعَ الأراملِ بِزَغاريد!
      قَلَّبتُ تَذكاراتِ العيدِ: وَجَدتُ صُورةَ جَدِّي وهوَ يُعلِّقُ فانوسَ المَسجِدِ قبلَ أن تَسقُطَ قَذيفَةٌ على صَلاتِه الأخيرة!
      يا عيدُ، هل سَمِعتَ صَدَى خُطانا؟
      نَمشِي على حَبلٍ بينَ جُثَثِ الماضي وأحلامِ الأجنِحةِ.. ونَحمِلُ في أكُفِّنا: بَذَراتِ وَردٍ.. ورُفاتِ وَلَد!
      في كَفِّ العيدِ ساعةٌ رمليَّةٌ: حَبَّاتُها العُليا ــ دُموعُ الثَّكلِ.. السُّفلى ــ قُبَلُ العُشَّاقِ.. ونحنُ بينَهُما.. نَنتَظِرُ انهيارَ الزَّمن!

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ
      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edebiyat Magazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.