
Mart ayı…
Rüzgârın hâlâ kıştan kalma bir serinliği var.
Ağaçların dalları ince bir titreme içinde,
toprak ise uyanmayı bekleyen bir sır gibi sessiz.
İnsan bazen böyle günlerde
soğuğu iliklerine kadar hisseder.
Gökyüzü gri bir düşünce gibi çöker şehrin üstüne,
sokaklar biraz eksik,
biraz yarım kalır.
Sonra sen çıkarsın bir yerden.
Bir gülüşün değiverir zamana
ve o an
sanki uzak bir vadiden güneş doğar.
Mart’ın soğuğu hâlâ vardır belki
ama içimde başka bir mevsim başlar.
Bir kuş kanadı gibi hafifler hava,
bir dere yatağında su yeniden konuşur.
Bilirsin…
Bazı insanlar vardır
kendilerini anlatmak için çaba harcamazlar.
Varlıkları yeter.
Sen de öylesin.
Rüzgârın yönünü değiştiren
sessiz bir bahar gibi.
Baktığım yerde
dağların üstünde ilk ışık,
çiğ düşmüş çimenlerde ince bir parıltı,
ve içimde usulca büyüyen
sıcak bir güneş hissi…
Mart ne kadar soğuk olursa olsun
ben biliyorum:
Senin varlığın
bir mevsimi tek başına değiştirecek kadar güzel.

Yorum Yazın