
Erhan Özdemir’in kaleminden
Çocuk edebiyatı, yalnızca anlatılan hikâyelerden ibaret değildir; bir kültür aktarımı, bir ruh eğitimi ve sessizce inşa edilen bir kimlik meselesidir. Emine Gökakın Karağlı’nın masalları tam da bu noktada duruyor: köklerinden beslenen, pedagojik hassasiyetle örülmüş ve çocukların dünyasına zarar vermeden güç veren metinler.
Ankara’da bir belediyeye bağlı Çocuk Gelişim Merkezlerinde görev yapan Karağlı, her hafta yüzlerce çocuğa masallar anlatıyor, onlarla şarkılar söylüyor ve mitolojik kahramanları yeniden çocukların diline tercüme ediyor. Onun masalları, yalnızca yazılmış değil; anlatılmış, seslendirilmiş, yaşanmış ve hissedilmiş masallar.
Bu söyleşide, Emine Gökakın Karağlı’nın masal yazarlığına uzanan yolculuğunu, Türk mitolojisiyle kurduğu derin bağı, yazma disiplinini ve çocuk edebiyatına dair güçlü duruşunu kendi sözleriyle dinliyoruz.

Emine Gökakın Karağlı:
Ben Emine Gökakın Karağlı. 41 yaşında, iki çocuk annesi bir çocuk gelişimciyim. Ankara’da bir belediyenin Çocuk Gelişim Merkezlerinde Şarkılı Masallar Atölyesi branş eğitmeni olarak görev yapıyorum. Her hafta üç ayrı merkezde, üç yüz ayrı çocuğa etkileşimli masal anlatımları gerçekleştiriyor ve masallarla bağlantılı şarkılar öğretiyorum.
Masal yazma serüvenim aslında masal anlatıcılığıyla başladı. Uyku grubundaki üç yaş öğrencilerime, uyku öncesinde masallar anlatıyordum. Zamanla öğrencilerim evde gece uykularına geçerken sesimi özlemeye başladılar. Bunun üzerine her hafta bir masalı videolaştırarak velilerimle paylaşmaya başladım. Bu süreç, masal anlatıcılığımın daha görünür olmasını sağladı ve sınıf öğretmenliğinden branş eğitmenliğine geçtim.
Kendimi bildim bileli deneme yazıları yazarım; kalemim her zaman beğenilmiştir. Çevremdeki insanlar hep kitap yazmam gerektiğini söylerdi. Anadolu ve Türk mitolojisine duyduğum ilgiyle birlikte, benden roman ya da deneme bekleyenleri şaşırtarak masal yazmayı tercih ettim.
,
Emine Gökakın Karağlı:
Yazma sürecim çoğu zaman anlık bir ilgiyle başlıyor. Nerede olduğumdan bağımsız olarak zihnimde yazmaya başlıyorum. Metnin büyük bir kısmı henüz bilgisayar başına geçmeden zihnimde şekillenmiş oluyor; bu nedenle yazıya dökme aşaması benim için daha kısa sürüyor.
Masal anlatırken de yazarken de sanki omuzlarımda bir kız, bir erkek çocuk varmış gibi hissediyorum. Onların ruhuyla bütünleşerek masalı okuyor, seslendiriyor ve yazıyorum. Tonlamalarımı, kelimelerimi ve ritmi onların ruhuna üfleyerek ayarlıyorum.
Emine Gökakın Karağlı:
Türk mitolojisi arketiplerini yazıyorum ve onları mümkün olduğunca asıllarına sadık kalarak pedagojik bir formata uyarlıyorum. Türk mitolojisini okurken farkında olmadan bağ kurduğum karakterler oluyor; sanki içlerinden biri beni çağırıp “beni yaz” diyor.
Bu nedenle karakterlerin beni şaşırttığı ani sapmalar yaşamadım. Onlar zaten seçilmiş, yolu belirlenmiş ve pedagojik kalıba girmiş şekilde, çocukların dünyasına zarar vermeden şekilleniyorlar.

Emine Gökakın Karağlı:
Bu kitabı satış kaygısıyla yazmadım. Kapak fotoğrafının cazibesiyle tercih edilmesini sağlayacak kadar yüzeysel bir eser ortaya koyduğumu da düşünmüyorum. Benim önceliğim, Türk mitolojisine gerçekten kıymet veren ve çocuklarının bu kültürle büyümesini isteyen ebeveynlerin kitabı bilinçli bir tercihle seçmesi.
Emine Gökakın Karağlı:
İlhamımı büyük ölçüde milli duyarlılığımdan aldım. Öğrencilerime en sevdikleri süper kahramanı sorduğumda aldığım cevaplar beni derinden düşündürdü. Verdikleri isimlerin arasında, bizim kültürümüze ait tek bir kahramanın dahi olmaması içimde büyük bir eksiklik ve üzüntü yarattı.
Bu duyguyla “Masal Kahramanın Yerli Olsun” sloganıyla bir proje hazırladım. Yazdığım her masal, çocukların kendi kültürlerinin kahramanlarıyla bağ kurabilmesi için atılmış bir adımdır.
Emine Gökakın Karağlı:
Nihal Atsız, Dilaver Cebeci ve Sezai Karakoç.
Emine Gökakın Karağlı:
Bu soru bende bir farkındalık oluşturdu. Masallarımda ve deneme yazılarımda bilinçli ya da bilinçsiz biçimde şifacılık ve şefkat temasına sıkça döndüğümü fark ettim. Sanırım masalı yalnızca anlatılan bir hikâye değil, ruhu onaran bir alan olarak görmem bundan kaynaklanıyor.
Emine Gökakın Karağlı:
Sert ve güçlü karakterleri pedagojik bir denge içinde, şiirsel bir dille ve barışçıl çözümlerle anlatabilmiş olmama dair geri bildirimler beni çok etkiledi. Çünkü çocuk edebiyatında gücün şiddetle değil, anlayış ve dönüşümle anlatılabileceğine inanıyorum.
Emine Gökakın Karağlı:
Her yazılan metnin edebi eser olduğu düşüncesi. Günümüzde editöryal düzenlemeler ve teknik desteklerle birçok metin kitaplaşabiliyor. Bu durum, emek, düşünsel derinlik ve özgünlük meselesinin gözden kaçmasına neden oluyor. Yapay zekânın da yaygınlaşmasıyla özgünlük daha da tartışılır hale geldi.
Emine Gökakın Karağlı:
Şu sıralar dört yeni mitolojik masal üzerinde çalışıyorum. Bu kez daha sert karakterlere yer veriyorum. Masalların içinde çok hafif, dozunda bir korku teması da olacak. Elbette çocukların dünyasına uygun bir dengeyle.
Emine Gökakın Karağlı:
Bir dersin içinde doğdu. Çocuklara sevdikleri kahramanları sorduğumda Türk kültüründen tek bir karakterin olmaması beni çok üzdü. Bu yüzden bu masalları yazmaya karar verdim.
Emine Gökakın Karağlı:
Pişman ölme.
Emine Gökakın Karağlı:
Vazgeçmemelerini. İçlerinden taşan bir potansiyel varsa, kimsenin sözüne takılmadan cevheri işlemelerini. Eleştirileri göğsünde yumuşatıp yoluna devam etmeyi öğrenmeleri gerekir.
Emine Gökakın Karağlı:
Köklerimizi hatırlayarak iyileşeceğimize inanıyorum. Bu bilinçle yazılmış eserlerin çoğalmasını istiyorum.
Erhan Özdemir
Emine Gökakın Karağlı’nın masalları, çocuk edebiyatında sık rastlanmayan bir sorumluluk bilinciyle yazılmış. Türk mitolojisini yalnızca anlatmıyor; onu pedagojik bir süzgeçten geçirerek bugünün çocuklarına emanet ediyor. Bu kitap, yüzeysel bir masal kitabı değil; kültürel bir duruş, bilinçli bir ebeveyn tercihi ve uzun vadeli bir ruh eğitimi önerisi.
Çocuğunun yerli kahramanlarla büyümesini isteyen her ebeveyn için bu eser kıymetli bir başlangıç.
Bu titizliği, cesareti ve kültürel hassasiyeti için Emine Gökakın Karağlı’ya teşekkür ediyoruz.

Yorum Yazın