İsrail, Mısır ile Barış Anlaşması'nın Üzerine Benzin Döküyor
Giriş: Tehlike Altındaki Soğuk Barış
1979'da imzalanan Mısır-İsrail Barış Anlaşması, halk arasında yaygın bir yakınlıktan uzak, titiz bir güvenlik taahhüdüne ve ortak çıkarlara dayanan "soğuk bir barış" olarak nitelendirildi. Ancak, Gazze savaşı ve İsrail'in sınırdaki askeri eylemlerine ilişkin son gelişmeler ışığında, bu barış sadece "soğuk" değil, aynı zamanda kırılgan ve yanıcı hale geldi. İsrail, tek taraflı adımları ve tekrarlanan manevralarıyla, bölgedeki en büyük istikrar direğinin temelini sarsmanın felaket sonuçlarını umursamadan, sanki anlaşmanın temellerine "benzin döküyormuş" gibi görünüyor.
Birinci Eksen: Filadelfi (Salahaddin) Koridoru'nun İşgali... Kırmızı Çizgilerin Aşılması
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki sınırda yer alan Filadelfi (Salahaddin) Koridoru üzerindeki İsrail kontrolü, en hassas noktayı temsil ediyor. Mısır'ın, Gazze'deki herhangi bir İsrail askeri operasyonunu, özellikle de koridorun kontrolünü, Mısır'ın ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak değerlendiren tekrarlanan uyarılarına rağmen, İsrail planını uygulamaya devam etti.
Bu eylem aşağıdaki şekilde değerlendirilmektedir:
* Anlaşmaya Ekli Güvenlik Protokolü'nün açık bir ihlali olarak, zira bu protokol, sınır bölgesindeki kuvvetlerin varlığını düzenlemekte ve "D Bölgesi"ndeki güvenlik düzenlemelerini belirlemektedir.
* Mısır egemenliğinin kasıtlı olarak göz ardı edilmesi, Mısır tarafı, İsrail'in gerçek bir koordinasyon olmadan ve Kahire'nin yerleşim planlarıyla ilgili temel endişelerine saygı göstermeden oldubitti politikası izlediğini hissetmektedir.
İkinci Eksen: Yardımlar ve Refah Sınır Kapısı Dosyasındaki Oyunlar
İsrail'in tahrikleri, Gazze Şeridi'nin dış dünya ile neredeyse tek yaşam damarı olan Refah Sınır Kapısı'na yönelik yaklaşımında da belirginleşiyor. Kapının Filistin tarafının kontrolünü ele geçirdikten sonra, İsrail sistematik olarak insani yardımların girişini engellemekte ve kapının yeniden açılması için karmaşık, pratik olmayan koşullar öne sürmekte, bu da Şeritte feci bir insani krize neden olmaktadır.
Bu manevra sadece Gazze halkını boyunduruk altına almayı amaçlamakla kalmıyor, aynı zamanda Mısır'ın yardım sağlamadaki rolünü de dolaylı olarak sorgulamakta ve Mısır içinde İsrail tarafına karşı öfke ve gerilim durumunu artırmaktadır.
Üçüncü Eksen: Sina'nın Tehdit Edilmesi ve Güvenlik Korku Bariyerinin Kırılması
Kahire'deki karar alıcıları meşgul eden en büyük tehlike, İsrail'in bitkin Gazze halkını, Mısır'ın ulusal güvenliği pahasına "Filistin davasının tasfiyesi" planı çerçevesinde, zorla Mısır sınırına doğru itmeye çalışmasıdır. İsrail'in Refah'taki operasyonu, sınıra yakın tekrarlanan "dost ateşi" olaylarıyla (bazı güvenlik olaylarında olduğu gibi) birlikte, barış anlaşmasının temelini oluşturan güvenlik güvenini yok etmektedir.
Bu eylemler, Mısır'ı Kuzey Sina'daki kuvvet konuşlandırmasını artırmaya itmiştir; bu, İsrail'in bilgisi dahilinde olmasına rağmen, belirsizlik durumunu ve sınırları güçle koruma dahil her türlü senaryoya hazırlanma gerekliliğini yansıtmaktadır.
Sonuç: Tehlikede Olan Barışın Geleceği
İsrail'in bu politikaları sürdürmesi, yani güvenlik kırmızı çizgilerini aşmaktan, insani yardım konusunu manipüle etmeye ve ulusal ve egemenlik duygularını kışkırtmaya kadar, barış anlaşmasını benzeri görülmemiş bir baskı altına sokmaktadır. İsrail sadece müzakerelerde manevra yapmakla kalmıyor, aynı zamanda kırk yılı aşkın bir süredir güney sınırının istikrarını koruyan Mısır ile olan stratejik ilişkinin geleceğini tehlikeye atıyor.
Uluslararası tarafların ve özellikle ABD'nin, bu eylemler karşısındaki sessizliğin sadece Gazze'de değil, tüm bölgede Barış Anlaşması'nın istikrar direği değil, çatışmanın yakıtı haline gelmesiyle sonuçlanacağını anlamaları gerekmektedir.
Yorum Yazın