Merhaba okuyucu, merhaba büyükler… Kız evlatlarımız, erkek evlatlarımız bir gün anne baba olacak. Bu, yaratıcı tarafından kadına verilmiş en anlamlı duygu: annelik. Genç kızların on altı yaşında yaşadığı değişim, onların “çocuk gelin” olacağı anlamına gelmez; bu sadece genç kızlığa adım atmaktır.
Kadın, fizyolojik ve ruhsal olarak erkenden olgunlaşır. Hassas ve narin yapısı, vicdanı ve annelik duygusu onun özünde saklıdır. Erkekler çoğu zaman çocuk ruhludur; kadın ise hayat mücadelesiyle erken olgunlaşır, yıpranır. Bu yüzden kadın olmak zordur, bizim ülkemizde daha da zordur. Erkek egemenliği yanlışları doğru, doğruları yanlış gösterir. Üç maymunu oynarız: görmedim, duymadım, bilmiyorum…
En acısı, erkek çocuğu “gurur” sayılırken kız çocuğu “ayıp” görülür. Oysa bizim ablalarımız, bacılarımız da sevecek, sevilecek. Bunu görmezden geliyoruz. Kadın kendi namusunu koruyabilecek güçtedir; herkesin namusu kendinedir. Ama biz güvenini kırdığımız için kadınlar sevmekten, güvenmekten korkar hale geldi.
Bu yüzden kadınlar kariyerine yöneliyor. Biz ise bunu kabullenemeyip psikolojik, ekonomik ve fiziksel baskılarla acizliğimizi ispatlıyoruz. Kadınları manavdan meyve seçer gibi adam seçmeye zorlamak bizim ayıbımızdır. Kadın pornografik bir araç değildir, kum torbası değildir.
Adamlık, sevdiğin kadının yanında durmaktır. Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede kadınların nasıl öldüğüne bakın. (Albert Camus)
Yorum Yazın