• Bu Toprakların Sırrı: Kardeşliğin Yenilmezliği
      Bu Toprakların Sırrı: Kardeşliğin Yenilmezliği
      21 Kasım 2025 19:28
      Son Güncelleme:21 Kasım 2025 19:28
      Süheyil Aydın

      Her renk bir kimlik taşır içinde bu topraklarda. Çoğu zaman fark etmez bu toprağın insanları, renklerin kimlik farklılıklarını. Bilir ki her renk kendisi gibidir ve  kendisini farklı addedemez kişi. Bu nedenle kendinden ayrı görmez bu farklılıkların toplumsal ya da bireysel ayrımlarını. O renkler herkes için bir kimlik bir yaşam, geçmiş, bugün ve gelecektir aslında herkesin bildiği. Bu toprakların var oluşu farklılıkların birlikteliğiyle mümkündür. Bu farklılıklar ise renklerin kardeşliğidir aslında. 


      Asırlardır devam eden ve bu zamandan sonra da asırlarca devam edecek olan  bu kardeşlik asla yenilmeyecek ve bu toprakların mahsulü olmayan hiçbir ruh bu sırra eremeyecektir sonsuza kadar. Ama umudunu hep koruyacaktır, kardeşlik üstüne dökülecek kanla beraber kavganın, kaosun ölümün...Anlamadığı şeyin câhili olan bu insanlar bilimle bile ispatı mümkünsüz olan bir hayalin peşinde koşmaya devam edecektir sonsuza kadar. Peşinden gittikleri şey onları bir idealin tutkunu yapsa da ideal dedikleri şey hayalden öteye geçemeyecek, geçmişte olduğu gibi gelecekte de aynı sonun zamansal hezimetini yaşayacaklardır. Yılmadan devam edecek olan bu güruh başka yöntemler ve çözümler üretecek ama asla başarılı olamayacaktır. Başarısızlık küçük kazanımlarla ilerleme sağlayacak ama bir sonuca varamadan aynı sonda buluşacaktır tüm ortakları ile. Zaman geçtikçe kaybedilen savaş daha büyük olacak alınan risk de o oranda büyümüş olacaktır. 

      Artık vakit gelmiş kaleyi içten fetih için senaryolar yazılmış, uygulayıcılar seçilmiş, plan işlemeye başlamıştır. En temel insan dürtüleri, geleneksel adetler, kalıplaşmış inançlar, yıkılması gereken batıllar kalmıştır sadece tüm bunların önünde engel. Engel olan her şeyin en temel en can alıcı yerden yakalanması gerekir artık. Tüm toplumlar için en temel sonsuz varoluş simgeleri ya da gerçekleri olan din, milliyet ön plana çıkmış; aile dâhil yok olması gerekenler listesine eklenmiştir artık. Toplumsal düşünen bireyler, ayrışıp bireysel özgürlüklerle taçlanacak; asırlara hükmeden gelenekler, adetler aşağılanarak nâmus, ahlak, para, zenginlik, lüks kolaylaşacak basitleşip sonrada ederi olmayan kuruşlarla alınıp satılıp içi boş değersiz nesneler  haline gelecektir sadece. Genişletilmiş alanın yayılan basit değerleri gözleri görenler için anlamsız, gözleri göremeyenler için paha biçilmez değerde olacaktır. Değer kavramı gerçek manasını kaybedip anlam olarak bile değersizlik ifade edecektir her bireye. Değersizlik ise değerin kendisi olacak, gerçek değerin ne olduğunu kimse hatırlamayacaktır bile. Hatırlayan birkaç ruh şaşırıp aklını sorgulasa dahi aklıselim olan herkes aklını yitirmiş deli muamelesi ile karşılaşacaktır. Deli olmak istemeyenler deliliğin övgüsüne mazhar olacak, değerlerin değersiz dünyasına; bilinci olmayan, ruhsuz, özsüz, tözsüz olarak girip cepleri dolmuş, kişiliksiz karakterler olarak geri döneceklerdir, kendileri dışında her şeyi kazanmış olarak. Kaybedilen kişilikler geri dönmek istese de yeniden var olmuş bedenler bunu kabul etmeyecek, ruhlarından bu parazit dolu oluşumu dışa atacaktır. Dışa atılan oluşum kendini arayıp duracak ama asla kendini bulamayacaktır. Çünkü kişilikleri yok olmuş karakterler; insani değerlerden yoksun, geçmişi olmayan bilgisayar yapımı bir robottan farksız, ruhsuz bedenler olarak, insan olma vasfından azade, çöl toprağından farksız güneşi arzulayan sadece bir toprak tanesi olacaktır, aynısından milyonlarca olan. Oysa insan değerlerin en yücesi, ahlâkın tek simgesi, onurun biricik adresi, geçmişin tek temsilcisidir. Yolcuların gelip geçtiği güzergah olan bu topraklar asla varlığını unutmamış, adetlerini terk etmemiş, kimlik karmaşası yaşamayan bireysel ya da toplumsal benliğin şarlatanlıklarından uzak tek gerçeği olmuştur. Onlar bu aşamadan sonra asla yanılmacak asla aldatılmayacak asla  oyun kurucuların oyunlarının oyuncakları olmayacaktır. 

      Herkes bilmeli ki; dini kullanan dinsiz, ahlâkı kullanan ahlaksız, adetleri görmeyen arsız, gerçeği bilmeyen yobaz olur bu topraklarda hem de başka âlemlerin uşakları olarak. Ama bu toplum; asla uşak olacak kadar onursuz, namussuz olacak kadar ahlâksız, töresiz kalacak kadar kör, özgürlüğünü satacak kadar da bilinçsiz değildir. Siz bu toprakların dış ve iç yabancıları unutmayın ki; bu topraklar size azap, cehalete tuzak, esarete mezar olacaktır hem sonsuza kadar hem de insanlık yok olana kadar... Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegâne koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." Bu topraklarda aksini düşünüp ihanete cüret eden herkes birgün mutlaka mezarsız, topraksız kalacak ve kendi lanetiyle gebermiş leş olarak anılacaktır gelecekte. Çünkü vatana ihanetin nedeni olamayacağı gibi er ya da geç mutlaka bir bedeli olacaktır.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorumlar

      • SİMAY TOPRAK

        HOCAM YÜREĞİNİZE SAĞLIK YİNE GÜZEL BİR YAZIYLA KARŞIMIZDASINIZ MAKALENİZİ OKUDUM YAZINIZIN SONUNDA YAZMIŞ OLDUĞUNUZ,VATANA DAİR SÖZÜNÜZE KATILIYORUM. TÜM VATAN SEVDALILARINA SELAM OLSUN
      • SİMAY TOPRAK

        HOCAM YÜREĞİNİZE SAĞLIK YİNE GÜZEL BİR YAZIYLA KARŞIMIZDASINIZ MAKALENİZİ OKUDUM YAZINIZIN SONUNDA YAZMIŞ OLDUĞUNUZ,VATANA DAİR SÖZÜNÜZE KATILIYORUM. TÜM VATAN SEVDALILARINA SELAM OLSUN