Hafta sonları, kadın ruhunun en çok konuştuğu zamanlardır. Haftanın koşuşturması diner, ev susar, şehir yavaşlar ve içimizdeki ses — susturduğumuz o derin kadın sesi — nihayet duyulur. İşte tam o an, eski bir söz gelip kalbimin kapısını çalar:
“Duvarı nem, insanı gam yıkar.”
Bir kadın olarak bu sözü yalnızca bir öğüt değil, bir teşhis gibi hissederim.
Çünkü kadınlar çoğu zaman yıkılmaz görünür. Aileyi taşır, acıyı saklar, korkuyu gülümsemenin altına gizler. Ama hiçbir duygu kaybolmaz; yalnızca yer değiştirir. Söylenmeyen söz boğazda düğüm olur, tutulmuş gözyaşı baş ağrısına dönüşür, bastırılmış öfke mideye iner, endişe kalbin ritmini bozar.
Bilim de artık şunu söylüyor:
İnsan bedeni, ruhun günlüğüdür.
Uzun süreli stres ve kaygı, sinir sistemi üzerinden bütün organları etkiler. Beyin tehlike algıladığında vücut sürekli alarmda yaşar. Kalp daha hızlı atar, kaslar gerilir, sindirim yavaşlar, bağışıklık düşer. Yani korku sadece zihinde kalmaz; bedende dolaşır.
Bir kadının iç dünyası özellikle derindir. Çünkü o yalnız kendisi için değil, sevdikleri için de kaygılanır. Çocuğu için korkar, eşi için endişelenir, ailesi için susar. Her susuş, görünmez bir nem gibi iç duvarlarına işler.
Nem önce iz bırakmaz.
Sonra kabartır.
Sonra çatlatır.
Sonunda yıkar.
Gam da böyledir.
Hastalıkların, tükenmişliğin, sebepsiz yorgunlukların ardında bazen yalnızca yıllarca taşınmış bir korku vardır. Bedenin dili yoktur ama hafızası vardır. Unuttuğumuzu sandığımız her şey, bir yerde saklanır.
Bu yüzden belki de en büyük cesaret, güçlü görünmek değil; kırıldığını kabul edebilmektir.
Kadın kalbi onarıcıdır. Kendini de iyileştirebilir — yeter ki duygularını inkâr etmesin. Bir dostla konuşmak, yazmak, ağlamak, dua etmek, doğaya bakmak… Bunlar zayıflık değil, ruhun havalandırılmasıdır. Çünkü hiçbir ev kapalı kaldığında sağlam kalmaz.
Hafta sonu biraz durmak içindir.
Bir fincan çayın buharına bakıp kendine sormak içindir:
Ben gerçekten iyi miyim?
Eğer cevabın sessizlikse, bil ki o sessizlik bir şey anlatıyordur.
Duvarların kuruması için güneş gerekir.
İnsanın iyileşmesi için de görülmek, anlaşılmak ve şefkat.
Ve belki de bu yüzden, en eski sözler en doğru olanlardır:
Duvarı nem, insanı gam yıkar.
Ama güneş doğarsa…
Hiçbir nem kalıcı değildir.
Yorum Yazın