Yorumlar
Bahtiyar Hidayet
Evet kardeşim sevgi hem de anlamakdır

İnsan ilişkileri çoğu zaman tek bir cümleyle açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Buna rağmen modern zamanın hızlı hükümleri var. Sosyal medyada sıkça rastlanan bir düşünce, ilişkileri neredeyse matematiksel bir kesinlikle yorumluyor:
“Eğer biri seni bırakmıyorsa, seni sevdiği için değil; yalnız kalmaktan korktuğu içindir.”
Bu iddia ilk bakışta güçlü görünüyor. İnsanın gururunu okşayan bir tarafı da var. Çünkü bu bakış açısında kişi kendini bir hikâyenin merkezine yerleştiriyor. Sanki karşısındaki insan bilinçli bir hesapla hareket ediyor ve onu bir “güvenlik kemeri” gibi kullanıyor.
Ama hayat bu kadar basit bir denklem değil.
İlişkilerde en sık yapılan hatalardan biri, karşı tarafın duygularını tek bir niyetle açıklamaktır. Oysa insan kalbi bir makine gibi çalışmaz. Bir insan aynı anda hem sevebilir hem korkabilir. Hem kalmak isteyip hem gitmekten çekinebilir. Sevgi ile korku çoğu zaman aynı odada oturan iki sessiz misafir gibidir.
Birine “beni kullanıyor” demek kolaydır. Zor olan, onun duygularını anlamaya çalışmaktır.
Çünkü yalnız kalmaktan korkan bir insan mutlaka bencil değildir. Bazen geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları, bazen terk edilme korkusu, bazen de hayatın insana bıraktığı görünmez yaralar insanı ilişkilere sıkı sıkıya tutunmaya iter. Bu bir strateji değil, çoğu zaman bir savunma biçimidir.
İşte tam burada empati devreye girmelidir.
Bir insanı sadece “korkak” ya da “bencil” ilan etmek, onun duygularını yok saymak anlamına gelir. Oysa şu soru sorulmadan verilen her hüküm eksik kalır:
Karşı taraf gerçekten ne hissediyor?
Çünkü bir ilişkiyi tek bir cümleyle yargılamak, o ilişkiyi yaşayan iki kalpten birini tamamen susturmak demektir.
Bir başka açıdan bakarsak, sürekli “beni kullanıyor” düşüncesi de tehlikeli bir tuzağa dönüşebilir. Bu düşünce zamanla insanı kendi hikâyesinin kahramanı, karşısındakini ise sadece bir figüran olarak görmeye iter. Oysa gerçek ilişkilerde kimse figüran değildir; herkes kendi hikâyesinin başrolüdür.
Sevgi yalnızca seçilmek değildir. Sevgi aynı zamanda anlamaya çalışmaktır.
Bir insanın kalmasının ardında korku olabilir, evet. Ama o korkunun içinde gerçek bir sevgi kırıntısı da bulunabilir. Bunu görmeden verilen hüküm, ilişkilere adalet getirmez; yalnızca duvarlar yükseltir.
Belki de ilişkilerde sorulması gereken asıl soru şudur:
Karşımdaki insan beni gerçekten kullanıyor mu, yoksa ben onun korkularını anlamaya hiç çalışmadım mı?
Çünkü insan kalbi çoğu zaman sandığımız kadar hesapçı değildir. Bazen sadece kırılmıştır, bazen sadece korkmuştur, bazen de sevdiğini nasıl seveceğini henüz öğrenememiştir.
İlişkilerde gerçek olgunluk başrolde olmakta değil, sahnedeki diğer insanın da bir hikâyesi olduğunu fark edebilmektedir.
Ve belki de sevginin en zor tarafı tam da budur:
Yargılamadan önce anlamaya çalışmak.

Yorum Yazın